Tuğba Tunalı Köşe Yazısı: YAŞLANMAK AYIP MI? Tuğba Tunalı Köşe Yazısı: YAŞLANMAK AYIP MI?
Güzelliğin fabrika ayarlarıyla oynadığımız çağ
Bir sabah aynaya bakıp yüzünüzdeki bir çizgiden rahatsız olduğunuz için mi yaşlanmaktan korkuyorsunuz?
Yoksa size yıllardır, “Genç görünmüyorsan eksiksin” diyen görünmez bir sistem yüzünden mi?
Asıl sorulması gereken soru belki de tam olarak bu.
Çünkü güzellik dünyası artık yalnızca güzelliği satmıyor.
Gençliği satıyor.
Hem de bitmek bilmeyen bir gençlik vaadiyle…
Alın çizgisi çıkmasın, göz çevresi kırışmasın, yüz aşağı doğru inmesin, dudaklar daha dolgun, çene daha belirgin, elmacık kemikleri daha keskin…
Derken aynadaki insan yavaş yavaş kendisi olmaktan çıkıyor.
Çünkü mesele artık “kendimin daha iyi bir versiyonu olayım” noktasında kalmıyor.
Bir süre sonra insan, kendisine benzeme yarışına giriyor.
Ve işin en ironik tarafı şu:
Herkes genç görünmeye çalışırken birbirine benzemeye başlıyor.
Aynı kaşlar…
Aynı dudaklar…
Aynı elmacık kemikleri…
Aynı çene…
Aynı bakış…
Aynı yüz ifadeleri…
Sanki güzellik salonlarından değil, aynı fabrikadan çıkmışız gibi.
Oysa estetik müdahale kişiye özel olduğunda başka bir şeydir.
Bir insanın yüzündeki karakteri koruyarak yaptığı küçük bir dokunuşla, onu tamamen başka bir kalıba sokmak arasında kocaman bir fark vardır.
Bugün ise “güzelleşmek” ile “trend olan yüze sahip olmak” arasındaki çizgi giderek siliniyor.
⸻
Peki bu algoritmayı kim yazıyor?
Sosyal medya.
Filtreler.
Reklamlar.
Güzellik endüstrisi.
Ve elbette göz önünde olan insanların tercihleri…
Bir ünlünün yaptırdığı bir işlem, ertesi gün binlerce insanın zihninde yeni bir güzellik standardına dönüşebiliyor.
Bir yüz şekli moda oluyor.
Bir dudak biçimi moda oluyor.
Bir burun tipi…
Bir kaş…
Bir beden ölçüsü…
Bir süre sonra insan aynaya bakıp,
“Ben güzel miyim?”
diye sormuyor.
“Ben trende uyuyor muyum?”
diye soruyor.
İşte tehlikeli olan tam da bu.
Çünkü güzellik bir duygu olmaktan çıkıp etikete dönüşüyor.
⸻
En büyük bedeli ise gençler ödüyor.
Henüz kendi yüzünü tanımaya fırsat bulamamış bir genç, sosyal medyada gördüğü kusursuzlaştırılmış yüzlerle kendi yüzünü karşılaştırıyor.
Burnu yeterince küçük değil.
Dudakları yeterince dolgun değil.
Çenesi yeterince keskin değil.
Bel ölçüsü yeterince ince değil.
Cildi yeterince pürüzsüz değil.
Ve daha hayatının başında kendisini “düzeltilmesi gereken bir proje” gibi görmeye başlayabiliyor.
Oysa gençlik, insanın kendisini tanıdığı dönem olmalıydı.
Şimdi ise bazı gençler kendilerini önce beğenilmeye uygun hale getirmeye çalışıyor.
Bu yalnızca estetik meselesi değil.
Bu, beden algısının nasıl şekillendirildiği meselesidir.
⸻
Bir de şu garip çelişki var:
Yaşlanmayı doğal kabul etmiyoruz.
Ama yaşlanmanın kendisi hayatın en doğal süreçlerinden biri.
Bir insanın yüzünde yılların izinin bulunması neden kusur olsun?
Bir kadının kırkında kırışıklığı olması neden “bakımsızlık” gibi algılansın?
Bir erkeğin saçının beyazlaması neden karakter, kadının beyazlaması neden problem kabul edilsin?
Ne zaman yaş almak, yaşanmışlığın göstergesi olmaktan çıkıp saklanması gereken bir kusura dönüştü?
Belki de asıl sorgulamamız gereken estetik değil.
Yaşlanmayı neden bu kadar korkunç hale getirdiğimiz.
⸻
Elbette estetik müdahaleler kişinin kendi tercihidir.
İnsan kendini daha iyi hissetmek için bir uygulama yaptırabilir.
Bunda tek başına yanlış olan bir şey yok.
Sorun, seçimin gerçekten bize ait olup olmadığı.
Bunu kendimiz için mi yapıyoruz?
Yoksa başkalarının bakışından kaçmak için mi?
Aynaya baktığımızda gördüğümüz kişiyi mi değiştirmek istiyoruz?
Yoksa toplumun bize biçtiği “ideal kadın”, “ideal erkek”, “ideal yüz”, “ideal beden” kalıbına mı yetişmeye çalışıyoruz?
İşte burada estetikten çok daha büyük bir mesele başlıyor:
Özgür irade ile toplumsal baskı arasındaki ince çizgi.
⸻
Peki doğal güzellik geri gelecek mi?
Belki de “geri gelmesini” beklememeliyiz.
Çünkü doğal güzellik geçmişte kalmış bir moda değildir.
Onu yeniden inşa etmemiz gerekir.
Bunun yolu da “Estetik yaptırmayın” demekten geçmez.
İnsanlara şunu yeniden hatırlatmaktan geçer:
Yüzünüz yaş alabilir.
Bedeniniz değişebilir.
Saçınız beyazlayabilir.
Cildiniz kırışabilir.
Ve bütün bunlara rağmen güzel olabilirsiniz.
Çocuklara daha küçük yaşta aynadaki görüntünün değerlerinin tamamı olmadığını öğretmek…
Sosyal medyadaki filtrelenmiş görüntülerle gerçek hayat arasındaki farkı anlatmak…
Ünlülerin görüntülerini ulaşılması gereken standartlar gibi sunmamak…
Güzelliği tek bir yüz biçimine hapsetmemek…
Ve belki de en önemlisi:
Kusuru düşman ilan etmemek.
Çünkü insanı insan yapan biraz da kusurlarıdır.
Bir yüzün hikâyesi vardır.
Bir çizginin hikâyesi…
Bir bakışın…
Bir gülüşün…
Bir bedenin…
⸻
Belki artık yeni bir güzellik devrimine ihtiyacımız var.
Ama bu kez daha büyük dudakların, daha keskin çenelerin ya da daha genç görünen yüzlerin devrimine değil.
Kendimiz gibi görünme cesaretinin devrimine.
Çünkü kırışıklıklarımızı silmek kolay.
Asıl mesele, yıllarımızdan utanmamayı öğrenmek.
Ve belki bir gün aynanın karşısına geçip kendimize şunu söyleyebilmek:
“Ben yaşlanmadım.
Ben yaşadım.”
İşte o gün güzellik endüstrisinin bize sattığı gençlik ile bizim gerçekten ihtiyacımız olan gençlik arasındaki farkı anlayacağız.
Çünkü genç görünmek başka şeydir…
Genç kalmak bambaşka.
İnsan bazen yüzünü değil, hayata bakışını genç tutmalıdır.
Ve belki de güzelliğin geleceği;
daha genç görünmekte değil,
kendimiz gibi görünmekten artık utanmamaktadır.
“Gülümseyen hiçbir yüz çirkinleşmez “ diyerek kalemi elimden bırakıyorum .
Hadi kalın sağlıcakla !
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Tuğba Tunalı Köşe Yazısı: BİZİ EN ÇOK YABANCILAR DEĞİL, YAKINLARIMIZ YORUYOR! 27 Ekim 2026 Salı
- Tuğba Tunalı Köşe Yazısı: İYİLİK BİLE REKLAM MALZEMESİ OLDU! 22 Ekim 2026 Perşembe
- Tuğba Tunalı Köşe Yazısı: KALABALIKLAR ÇOĞALDI, İNSANLIK EKSİLDİ! 20 Ekim 2026 Salı
- Tuğba Tunalı Köşe Yazısı: BU TOPLUMUN EN BÜYÜK SORUNU: HERKESİN KENDİNİ İSTİSNA SANMASI! 16 Ekim 2026 Cuma
- Tuğba Tunalı Köşe Yazısı: ÇOCUKLARA KAZANMAYI ÖĞRETİYORUZ DA KAYBEDERKEN İNSAN KALMAYI NEDEN ÖĞRETEMİYORUZ? 14 Ekim 2026 Çarşamba
- Tuğba Tunalı Köşe Yazısı: SÖZ VERMEK KOLAY, SÖZÜNÜN ARDINDA DURMAK MESELE 12 Ekim 2026 Pazartesi
- Tuğba Tunalı Köşe Yazısı: OĞLUNU KENDİNE DEĞİL, HAYATA BAĞLA ANNE! 11 Ekim 2026 Pazar
- SEN GÜÇLÜSÜN DEDİLER, SIRTINA BÜTÜN HAYATI YÜKLEDİLER 10 Ekim 2026 Cumartesi
- Tuğba Tunalı Köşe Yazısı: ÇOK GEZEN Mİ BİLİR, ÇOK OKUYAN MI? 08 Ekim 2026 Perşembe
- Tuğba Tunalı Köşe Yazısı: AŞKIN YAŞI OLUR MU? 07 Ekim 2026 Çarşamba