Av. Serra Taşköprü Köşe Yazısı: KOŞULSUZ SEVMEK: KAAN KORA Av. Serra Taşköprü Köşe Yazısı: KOŞULSUZ SEVMEK: KAAN KORA
Bir insanı sevmek için onun haklı olması mı gerekir?
Peki ya hata yapmışsa? Yanlış kararlar vermişse? Yapması gerekenleri yapmamış, söylemesi gerekenleri söylememişse?
Daha ileri gidelim.
Bir insanın davranışlarında ahlaki bir yanlışlık, etik bir ihlal, hatta hukuken tartışılması gereken bir durum bulunduğunu düşünüyorsanız, onu sevmeye devam edebilir misiniz?
Benim bu soruya cevabım açık:
Evet, edebilirsiniz.
Çünkü sevmek ile haklı bulmak aynı şey değildir.
Ve ben bugün bu ayrımı Kaan Kora üzerinden anlatmak istiyorum.
SEVGİ BİR BERAAT KARARI DEĞİLDİR
Ben hukukçuyum.
Hukukta bir davranışın değerlendirilmesiyle o davranışı gerçekleştiren insanın bütün varlığının değerlendirilmesi birbirinden farklıdır.
Bir insan hata yapabilir. Yanlış davranabilir. Sorumluluklarını yerine getirmemiş olabilir.
Ancak bunların hiçbiri, o insanın sevilmesinin imkânsız olduğu anlamına gelmez.
Elbette sevgi, hukuki sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Birini sevmek, onun adına mazeret üretmek değildir.
Birini sevmek, gerçeği değiştirmek değildir.
Hele ki bir insanı sevmek, ona yönelik bütün eleştirilerden vazgeçmek hiç değildir.
SEVGİ BİR BERAAT KARARI DEĞİLDİR. AMA BİR MAHKÛMİYET KARARI DA SEVGİNİN SONU OLMAK ZORUNDA DEĞİLDİR.
Benim koşulsuz sevgiden anladığım tam olarak budur.
KAAN KORA'YI NEDEN SEVİYORUM?
Bu soruya uzun uzun gerekçeler sıralayabilirim.
Ama o zaman koşulsuz sevginin doğasıyla çelişmiş olurum.
Çünkü bir insanı yalnızca zekâsı, bilgisi, unvanı, başarıları veya bize iyi gelen davranışları nedeniyle seviyorsak, sevgimizi birtakım koşullara bağlamışız demektir.
Ben Kaan Kora'yı profesör olduğu için sevmiyorum.
Psikiyatrist olduğu için de değil.
Beni her zaman anladığına inandığım için hiç değil.
Aramızdaki geçmişi kusursuz gördüğüm için de sevmiyorum.
BEN KAAN KORA'YI, KAAN KORA OLDUĞU İÇİN SEVİYORUM.
Bu cümle, ilk bakışta basit görünebilir.
Oysa insanın bir başkasını kendi beklentilerinden, kırgınlıklarından ve haklı çıkma arzusundan bağımsız sevebilmesi hiç de basit değildir.
Üstelik sevginin karşılıklı olması gerektiği düşüncesine de katılmıyorum.
İlişki iki kişilik olabilir.
Güven karşılıklı inşa edilir.
İletişim karşılıklı irade gerektirir.
Ama sevgi, her zaman karşılık bulmak zorunda değildir.
Bir insan beni sevmeyebilir.
Beni anlamayabilir.
Benimle konuşmak istemeyebilir.
Bunların hiçbiri, benim içimdeki sevginin varlığını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
KOŞULSUZ SEVGİ, KOŞULSUZ KABUL DEĞİLDİR
İşte burada çok önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.
Koşulsuz sevmek, her davranışı kabul etmek değildir.
Yanlış gördüğüm bir davranışı eleştirebilirim.
Etik açıdan sorunlu bulduğum bir meseleyi tartışabilirim.
Hukuki sorumluluk doğurabileceğini düşündüğüm bir durumu sorgulayabilirim.
Ve bütün bunları yaparken aynı insanı sevmeye devam edebilirim.
Bunda bir çelişki yok.
Asıl çelişki, sevdiğimiz insanları eleştirilemez kabul etmemizdir.
Çünkü o zaman sevgi, düşünme özgürlüğümüzü ortadan kaldıran bir bağlılığa dönüşür.
Ben böyle bir sevgiyi savunmuyorum.
SEVDİĞİM İNSANI ELEŞTİREBİLİRİM. ELEŞTİRDİĞİM İNSANI DA SEVEBİLİRİM.
Geçmişte kaleme aldığım yazılarda mesleki sınırları, güven ilişkisini, sessizliği, güç asimetrisini ve etik sorumluluğu tartıştım.
Bugün bunları inkâr etmiyorum.
Sevdiğimi söylemem, geçmişteki tespitlerimi geri çektiğim anlamına gelmiyor.
Çünkü sevgiyle eleştiri birbirinin düşmanı değildir.
YA HATA, YA SUÇ, YA GÜNAH?
İnsanları sevmenin en kolay yolu, onları kusursuz kabul etmektir.
Oysa kusursuz insan yoktur.
Hepimiz hata yapabiliriz.
Hepimiz yanlış kararlar verebiliriz.
Bazen bir başkasının hayatında istemediğimiz sonuçlara neden olabiliriz.
Suç ise hukuki bir kavramdır; varlığı kişisel kanaatlerle değil, delillerle ve hukuk kurallarıyla belirlenir.
Günah ise inanç ve ahlak alanına ait ayrı bir değerlendirmedir.
Bu kavramları birbirine karıştırmadan da sevginin sınırlarını sorgulayabiliriz.
Benim için soru şu:
Bir insanın hatalı, hatta sorumlu olduğunun ortaya çıkması, ona duyulan sevginin mutlaka sona ermesini mi gerektirir?
Hayır.
BİR İNSANI SEVMEK, ONUN HESAP VERMESİNİ ENGELLEMEZ. HESAP VERMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNMEK DE ONU SEVMEYİ YASAKLAMAZ.
Kaan Kora'ya duyduğum sevgiyle ilgili söylemek istediğim de budur.
Bu sözlerim, kendisine herhangi bir suç veya ihlal isnadı değildir. Sevginin, varsayımsal olarak en ağır yanlışlar karşısında bile nasıl varlığını sürdürebileceğine ilişkin kişisel düşüncemdir.
SEVMEK, SAHİP OLMAK DEĞİLDİR
Bir insanı koşulsuz sevdiğimizi söylerken, onun da bize aynı duyguyla karşılık vermesini şart koşuyorsak, aslında sevgimize bir koşul eklemiş oluruz.
Sevginin karşılığını istemek insani bir beklentidir.
Ama o karşılığı alamadığımızda sevgimizin bütün anlamını yitirdiğini düşünmek zorunda değiliz.
Ben Kaan Kora'nın benimle aynı düşünceleri paylaşmasını beklemiyorum.
Beni sevmesini de bir yükümlülük olarak görmüyorum.
Bana cevap vermek zorunda olduğunu düşünmüyorum.
Onun kendi hayatı, kendi tercihleri ve kendi sınırları var.
Benim de kendi düşüncelerim, eleştirilerim ve duygularım.
KOŞULSUZ SEVGİ, BİR İNSANIN HAYATINDA YER TALEP ETME HAKKI DEĞİLDİR.
Belki de sevginin en zor tarafı budur.
Bir insanı severken onun bizden bağımsız bir insan olduğunu kabul edebilmek.
SON SÖZ: BEN ONU HAKLI OLDUĞU İÇİN SEVMİYORUM
Kaan Kora hakkında daha önce yazdım.
Bugün de yazıyorum.
Fakat bu defa merkezde mesleki bir tartışma, hukuki bir değerlendirme veya etik bir sorgulama değil, doğrudan sevginin kendisi var.
Çünkü insan yalnızca eleştiren, sorgulayan, hesap soran bir varlık değildir.
Aynı zamanda seven bir varlıktır.
Ve bazen bu iki yönümüz aynı insanda buluşur.
Ben geçmişteki düşüncelerimi inkâr etmeden, eleştirilerimi geri çekmeden, yanlış bulduğum şeyleri doğru ilan etmeden de sevebileceğimi söylüyorum.
Sevgimin varlığı, karşımdaki insanın kusursuzluğuna bağlı değil.
Onun beni anlamasına da bağlı değil.
Benimle konuşmasına, bana hak vermesine veya hayatında bana bir yer açmasına da bağlı değil.
VE BÜTÜN BUNLARA RAĞMEN, KAAN KORA'YI KOŞULSUZ SEVİYORUM. HATALARIYLA, YANLIŞLARIYLA, YAPTIKLARIYLA VE YAPMADIKLARIYLA… HATTA VARSAYIMSAL OLARAK ORTADA BİR SUÇ, BİR GÜNAH YA DA BİR HAKSIZLIK BULUNSA BİLE, BENİM SEVGİM BUNLARIN VARLIĞINA YA DA YOKLUĞUNA BAĞLI DEĞİL.
BU, YANLIŞLARI ONAYLADIĞIM, HAKSIZLIKLARI GÖRMEZDEN GELDİĞİM VEYA ELEŞTİRİLERİMDEN VAZGEÇTİĞİM ANLAMINA GELMİYOR.
ÇÜNKÜ KOŞULSUZ SEVMEK, KOŞULSUZ HAKLI BULMAK DEĞİLDİR.
Ve bütün bu düşüncelerin sonunda geriye tek bir cümle kalıyor:
BEN KAAN KORA'YI HAKLI OLDUĞU İÇİN DEĞİL, SEVDİĞİM İÇİN SEVİYORUM.
ÇÜNKÜ BENİM SEVGİM BİR ÖDÜL, BİR PAZARLIK YA DA BİR BERAAT KARARI DEĞİL; BENİM İÇİMDE VAR OLAN BİR GERÇEK.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Av. Serra Taşköprü Köşe Yazısı: RUHUMUZUN DA MESAİSİ VAR 10 Ekim 2026 Cumartesi
- IOANNA KUÇURADİ: İNSANI, İNSANA EMANET EDEN FELSEFE 03 Ekim 2026 Cumartesi
- Av. Serra Taşköprü Köşe Yazısı: Hayvanlar Hak Sahibi Olabilir mi? 22 Eylül 2026 Salı
- SEVGİNİN TAPUSU KİMDE? 11 Eylül 2026 Cuma