Roman Yazarı Salih Poyraz ile Röportajımız
14 Ekim 2026 22:43

Roman Yazarı Salih Poyraz ile Röportajımız Roman Yazarı Salih Poyraz ile Röportajımız

Roman Yazarı Salih Poyraz ile Röportajımız

Mustafa Söğüt Tüm haberleri

 Öncelikle sizi daha yakından tanımak isteriz. Edebiyat yolculuğunuz nasıl başladı? Sizi roman yazmaya yönlendiren en önemli duygu, olay ya da ilham kaynağı neydi?

 Mustafa Bey, öncelikle bu güzel ve anlamlı sorularınız için ben şimdiden teşekkür ediyorum keyifli bir sohbet olacağına inanıyorum. Edebiyat yolculuğum, hayatın omuzlarıma erken yaşlarda yüklediği sorumlulukların tam ortasında, henüz on dört yaşındayken başladı. Kimi zaman yırtık bir kâğıt parçasında, kimi zaman bir peçete kenarında buldu o ilk mısralar nefes almayı. Şiirle ve müzikle başlayan bu soluksuz üretim süreci, zamanla içimde büyüyen daha büyük bir tutkuya dönüştü. Beni roman yazmaya yönlendiren en temel ilham kaynağı ise coğrafyamızın kadim hafızası, adalet ve haksızlık kavramlarının insan ruhunda açtığı yaralar ve zaman zaman rüyalarımın bana rehberlik ettiği o mistik evren oldu. Ahzap: Gölge İmparatorluğu, sıradan bir kurgunun değil, insanlık tarihinin de öncesine uzanan kadim bir adalet ve var oluş mücadelesinin kâğıda mühürlenmiş halidir. 

 

 

Her yazarın kaleminin ardında bir hayat hikâyesi vardır. Sizin yazarlık serüveninizde dönüm noktası olarak gördüğünüz bir olay veya unutamadığınız bir anınız var mı?

Haklısınız Mustafa Bey, her kalemin ardında bir mücadele saklıdır. Benim hayatımın en büyük dönüm noktası, örgün eğitime erken yaşta veda etmek zorunda kalışımdır. Ancak okuma, araştırma ve yazma ateşi ruhumda hiçbir zaman sönmedi. Yaşadığım coğrafyanın toprağını, insanını, acılarını ve sevinçlerini gözlemlemek; içimden taşanları kelimelere dökerek kâğıda mühürlemek hayatın fırtınalarına karşı en büyük sığınağım oldu. 25 yılın ardından Mersin’e yerleşme kararım ve ardından gelen iki yılı aşkın, geceyi gündüze katan yoğun ve titiz çalışma süreci, bu destanı gerçeğe dönüştürdüğüm anlar olarak hafızama kazındı. 

Romanlarınızda ele aldığınız konuları ve karakterleri nasıl belirliyorsunuz? Kahramanlarınız gerçek hayattan izler mi taşıyor, yoksa tamamen hayal dünyanızın bir ürünü mü?

 Karakterlerim ve kurguladığım evren, hayal gücümün sınırlarını zorlarken köklerini insan doğasının gerçekliğinden alıyor Mustafa Bey. Örneğin Ahzap: Gölge İmparatorluğu’ndaki Seccar Şehri, mirasını adaletle yöneten Miran Bey  ile hırsın ve kibrin kurbanı olan Selim  arasındaki çatışma, aslında insanlık tarihi boyunca değişmeyen hak ve batıl mücadelesinin bir yansımasıdır. Kahramanlarımın taşıdığı vicdani muhasebeler, adalet arayışları ve çaresizlikler tamamen gerçeğin ve insan ruhunun süzgecinden süzülüp gelen izler taşır.

 

Bir roman yazmak yalnızca kelimeleri bir araya getirmek değil, aynı zamanda okuyucunun ruhuna dokunabilmektir. Sizce bir romanı unutulmaz kılan en önemli özellik nedir?

 Çok yerinde bir tespit Mustafa Bey. Bir romanı unutulmaz kılan şey, okuyucunun o metnin içinde kendi gerçeğini, kendi korkularını veya adalet arayışını bulabilmesidir. Eğer yazdığınız satırlar okurun zihninde bir soru işareti bırakıyor, vicdanında bir sızı ya da aydınlanma yaratıyorsa o eser kalıcı olur. Epik bir destan yazıyor olsanız bile, temelinde insanî duyguları, sadakati, ihaneti ve merhameti en saf haliyle işleyemezseniz o metin sadece bir kurgudan ibaret kalır. Ruhuna dokunamadığınız hiçbir okurun zihninde kalıcı olamazsınız.

 

Kaleme aldığınız eserler arasında sizi duygusal anlamda en çok etkileyen, yazarken zorlandığınız veya kendinizden bir parça bulduğunuz romanınız hangisidir? Neden?

 Kuşkusuz bu eser, dört ciltlik büyük bir epik destan projemin ilk halkası olan Ahzap: Gölge İmparatorluğu’dur Mustafa Bey. Bu romanı kaleme alırken yalnızca bir hikâye anlatmadım; adalet, güç, kibir ve kefaret gibi ağır temaları, insan ruhunun en karanlık ve en aydınlık köşelerini harmanladım. Karakterlerin yaşadığı içsel çatışmalar ve coğrafyanın kaderi, yazım sürecinde beni hem zihnen hem de duygusal olarak oldukça zorladı ama aynı zamanda ruhumu sağaltan harika bir yolculuk oldu. 

 

Günümüzde dijitalleşmenin ve sosyal medyanın etkisiyle okuma alışkanlıklarının değiştiğini görüyoruz. Sizce Türk edebiyatı ve roman yazarlığı bu değişimden nasıl etkileniyor?

Dijitalleşme bilgiye ve eserlere ulaşımı hızlandırsa da, derinlikli okuma alışkanlığını maalesef tehdit ediyor Mustafa Bey. Günümüzde insanlar hızla tüketilen içeriklere alıştı. Ancak epik fantastik kurgular ya da derinlemesine işlenmiş nitelikli romanlar, okurun sabırlı olmasını, zihnini ve hayal gücünü devreye sokmasını gerektirir. Türk edebiyatı bu dönüşüm sürecinde hem dijital platformların sunduğu avantajları iyi kullanmalı hem de edebî derinliğinden ve köklerinden asla taviz vermemelidir.

 

Romanlarınız aracılığıyla okuyucularınıza hangi duygu ve düşünceleri aktarmayı amaçlıyorsunuz? Eserlerinizi okuyan insanların hayatlarında nasıl bir iz bırakmak istersiniz?

Okuyucularımın kitaplarımı kapattığında adaletin ne kadar kutsal, kibrin ise bir insanı ve hatta koca bir şehri nasıl felakete sürükleyebileceğini idrak etmelerini isterim Mustafa Bey. Ahzap evreninde gösterdiğim gibi, en karanlık çağlarda bile vicdanın ve doğruluktan ayrılmamanın bir çıkış yolu olduğunu görmeliler. İnsanların hayatında sıradanlığın ötesinde, düş dolu, düşündürücü ve iz bırakan bir pencere aralayabilsem ne mutlu bana. 

 

Türkiye’de roman yazarı olmanın güzellikleri kadar zorlukları da bulunuyor. Özellikle yayınevleri, kitapların okuyucuya ulaşması ve yeni yazarların desteklenmesi konusunda neler düşünüyorsunuz?

Çok haklısınız Mustafa Bey, Türkiye’de yazar olmak, özellikle soluk soluğa üretilen büyük projeler arkasındaki emek düşünüldüğünde oldukça meşakkatli bir yoldur. Yayınevlerinin nitelikli eserleri desteklemesi, yeni seslere ve özgün projelere kapı aralaması edebiyatımızın geleceği için hayati önem taşır. Kalan Yayınları ile gerçekleştirdiğimiz bu yolda, eserimizin okurla buluşması benim için kıymetli bir adım olsa da, genel anlamda bağımsız yazarların ve nitelikli edebiyatın daha güçlü mekanizmalarla desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. 

Yazarlık hayali kuran, ancak ilk adımı atmaya cesaret edemeyen gençlere neler söylemek istersiniz? İyi bir romancı olabilmek için yetenek mi, gözlem gücü mü, yoksa disiplinli çalışmak mı daha önemlidir?

Genç kalemlere en büyük tavsiyem asla içlerindeki yazma ateşini söndürmemeleri ve erken pes etmemeleridir Mustafa Bey. Yetenek elbet bir kıvılcımdır; ancak o kıvılcımı harlayan şey gözlem gücü ve en önemlisi disiplinli, sabırlı çalışmadır. Ben 500’ün üzerinde şiir ve şarkı sözü kaleme almış, iki yılı aşkın bir süre geceyi gündüze katarak bu romanı tamamlamış biri olarak biliyorum ki sabır ve inanç olmadan hiçbir yola varılamaz. Hayallerinden vazgeçmesinler ve kelimelerini kâğıda mühürlemekten korkmasınlar.  

 

Son olarak, edebiyat dünyasına kazandırmayı planladığınız yeni bir roman veya üzerinde çalıştığınız farklı projeleriniz var mı? Avrasya’nın Sesi Haber Sitesi aracılığıyla okuyucularınıza ve edebiyatseverlere hangi mesajı vermek istersiniz?

Ahzap Gölge İmparatorluğu, kökleri insanlık tarihinin öncesine uzanan dört ciltlik büyük bir epik destan projesidir Mustafa Bey; bu serinin ikinci halkasını 2027 sonlarına doğru okuyucularımızla buluşturmayı planlıyoruz. Bunun yanı sıra çocuk edebiyatına olan ilgimle hazırladığım, Fısıltılı Koruluk’ta geçen Poyri ve Kayıp Meşe Palamudunun Sırrı gibi projelerim de heyecanla masamda bekliyor. Avrasya’nın Sesi aracılığıyla tüm edebiyatseverlere sesleniyorum: Hayallerinizin peşinden gitmekten, okumaktan ve düşünmekten asla vazgeçmeyin. Bu uzun ve engebeli yolda beni yalnız bırakmayan tüm okuyucularıma ve bu güzel söyleşi için size en içten şükranlarımı sunuyorum. Unutulmaz ve düş dolu okumalar dilerim! 

 

 

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 14 Ekim 2026 22:51
Deneme 2
Uluslararası Milli Görüş Yardım Organizasyonu - İMG Türkiye
X