Modacı, Gazeteci Hilal Çakır ile Röportajımız Modacı, Gazeteci Hilal Çakır ile Röportajımız
Modacı, Gazeteci Hilal Çakır ile Röportajımız

Hilal Hanım, başarılı tasarımlarınız ve ilham veren kariyerinizle moda dünyasında örnek alınan bir rol model haline geldiniz. Uluslararası başarılarınızla ülkemizi gururla temsil ettiniz ve her geçen gün büyüyen bir hayran kitlesi sizi takip ediyor. Moda dünyasında böyle bir rol üstlenmiş olmak size ne hissettiriyor?
Bu benim için kişisel bir başarıdan çok öte bir şey. Sahnede kocaman harflerle bir Türk isminin yazması benim en büyük gururum oldu.
Yurt dışında aldığım her başarıda önce Türk olduğumu hatırlıyorum. Kendi adıma sevinmeden önce, ülkem adına gururlanıyorum.
Türk ismiyle başarmak, benim kendi başarımın çok üstünde. Benim en büyük mutluluğum ve gurur kaynağım bu.
AMERİKA, New York Defile Fotoğrafları



Moda dünyasında örnek alınan bir isim oldunuz, bu size ne hissettiriyor?
Örnek alınan bir isim olmak bana göre sadece tasarımla ilgili değil. Her alanda eğitimli, donanımlı ve doğru bilgiyle örnek olabilmek çok önemli. Bunu toplumsal bir görev olarak görüyorum.
Çünkü maalesef günümüzde çok tanınmış olup, konuşmasıyla, duruşuyla, tavrıyla gençlerimize olumsuz örnek olan kişiler var. Bu yüzden basında yer almayı, konferanslara ve davetlere katılmayı ben bir sosyal sorumluluk olarak görüyorum. Doğru olanı gösterebilmek adına...

Dergi aracılığıyla basın dünyasında da aktif olarak yer alıyorsunuz. Moda ile gazeteciliği bir araya getirmek size nasıl bir bakış açısı kazandırdı?
Aslında moda sadece giyinmek değil, bir hikaye anlatma biçimi. Gazetecilik de öyle. Dergi sayesinde ben bu iki gücü birleştirdim.
Tasarım yaparken tasarımlarımın hikayesini anlatıyorum, dergi yaparken de o hikayenin görünür olmasını sağlıyorum. Bana kattığı en büyük bakış açısı şu oldu: Moda tek başına suskun kalabiliyor, ama doğru basınla birleştiğinde bir sese, bir duruşa dönüşüyor.
O yüzden dergi benim için sadece bir yayın değil, bir kürsü. Doğruyu, güzeli ve Türk kadınının gücünü anlatabildiğim bir alan.

Üniversitelerde konferanslar veriyorsunuz. Gençlerle buluşmak sizin için ne ifade ediyor? Konferanslarınızda gençlerin en çok merak ettiği konular neler oluyor?
Gençlerle buluşmak benim için geleceğe dokunmak gibi. O salondaki heyecan, o gözlerdeki ışık... Bana en çok umut veren şey o. Kendi yolculuğumu anlatırken aslında onların yolunu biraz aydınlatabiliyorsam ne mutlu bana.
Son dönemde konferanslarda en çok sorulan sorular değişen ve gelişen teknolojinin meslekleri nasıl etkileyeceği üzerine oluyor. Özellikle yapay zeka bazı meslekleri öldürecek mi, insanlara ihtiyaç kalacak mı diye çok merak ediyorlar.
Ben de hep şunu söylüyorum: Teknoloji mesleği öldürmez, mesleği dönüştürür. Teknolojiyi kullanmayı bilen, kendini donanımlı yetiştiren her zaman bir adım önde olacak.

Sizce Türkiye'de moda sektörü hak ettiği yerde mi? Türk modasının uluslararası alanda daha güçlü bir konuma ulaşabilmesi için hangi adımlar atılmalı?
Açıkçası Türkiye'de moda sektörü hak ettiği yerde değil. Çünkü biz üretim gücünde dünyada deviz ama marka değerinde aynı yerde değiliz.
Size çok basit bir örnek vereyim. Amerika'dan dönüşte hızlı yakınlarıma hediye Diesel tişörtler almıştım. Türkiye'ye geldim, hediyeyi verirken etikete bir baktım... Made in Turkey yazıyor. Gülerek ağlanacak bir durum.
Yani Türkiye'de üretilen ürüne, üstünde yabancı marka etiketi var diye dünya kadar para veriyoruz. Hepimiz yapıyoruz, beğeniyoruz evet, ama işin gerçeği bu.
Bence iki adım atmamız lazım: Birincisi, biz tüketiciler olarak Türk markalarını biraz daha fazla tercih etmeye özen göstermeliyiz. İkincisi de firmalarımız marka değeri için özel PR çalışmaları yapmalı.
Ben hep söylüyorum, iş kadar sunum da önemli. Biz işi çok iyi yapıyoruz, ama sunum kısmında, yani markalaşmada eksik kalıyoruz. O algıyı güçlendirmemiz lazım ki Türk modası dünyada hak ettiği güçlü konuma ulaşsın.
Günümüzde sosyal medya ve dijital platformlar moda dünyasını büyük ölçüde etkiliyor. Sizce sosyal medya moda anlayışını nasıl değiştirdi?
Sosyal medya ve dijital platformlar moda dünyasını tamamen değiştirdi. Eskiden moda sadece defilelerde ve dergilerdeydi, ulaşılması zordu. Şimdi ise moda herkesin elinin altında, çok daha demokratik ve hızlı.
Ben modayı seven biri olarak bunun çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Çünkü artık herkes kendi tarzını oluşturup sergileyebiliyor. Ben de özellikle Instagram'ı kullanmayı tercih ediyorum, orada sadece kıyafet değil bir duruş, bir yaşam tarzı ve bir hikaye anlatıyorsun. Moda artık tek bir yerden yönetilmiyor, hepimizin içinde yaşıyor.

Osmanlı Lale Devri'nden esinlendiğiniz yelek tasarımınız birincilik almıştı ve yine Tommy Hilfiger'ın Türkiye ziyaretinde hazırladığınız kıyafette de Doğu ve Batı'yı harmanlayarak, şalvarı modernize edip üzerine Osmanlı motifli çok özel işlemeleri olan bir kemer tasarlamıştınız. Bu kombin gerçekten çok özeldi.
Tarihi bu kadar zarif ve modern bir şekilde koleksiyonlarınıza taşımanızın özel bir nedeni var mı? Tarihi vurgulamayı neden bu kadar seviyorsunuz?

Evet, benim için çok özeldi. Çünkü ben modanın sadece bugünü değil, geçmişten gelen bir hafızası olduğuna inanıyorum.
Lale Devri'nden esinlendiğim yelek ya da Tommy Hilfiger için hazırladığım modernize edilmiş şalvar ve Osmanlı işlemeli kemer... Bunların hepsinde aslında aynı şeyi yapmak istedim. Bizim köklerimiz çok zengin, çok asil. Ama ben bunu olduğu gibi alıp koymak istemiyorum. Onu alıp bugünün kadınına, bugünün dünyasına tercüme etmeyi seviyorum.
O gün de çok kıymetliydi benim için. Sayın Tommy Hilfiger, Doğru Amerikan Tarzı'nı anlattığı kitabını imzalayıp bana hediye etmişti, hala saklarım onu. Eşi Sayın Dee Ocleppo Hilfiger'ın da doğum adının Deniz Caroline Erbuğ olması ve babasının Türk asıllı olması... Bu detaylar o buluşmayı benim için daha da anlamlı kılmıştı. Sanki o Doğu-Batı harmanını biz o gün gerçekten yaşamıştık.
Tarihi vurgulamayı sevmemin nedeni bu. Bir kıyafetin hikayesi varsa o kıyafet yaşar.

Moda yalnızca giyimden mi ibarettir, yoksa bir toplumun kültürünü, sanatını ve yaşam biçimini yansıtan önemli bir iletişim aracı mıdır? Moda ile kültür ve sanat arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Moda asla sadece giyimden ibaret değildir. Moda en güçlü iletişim aracıdır. Konuşmadan kim olduğunuzu, nereden geldiğinizi, neye inandığınızı anlatan bir dildir.
Moda ile kültür ve sanat arasındaki ilişki ayrılmazdır. Örneğin Yves Saint Laurent'in Mondrian elbisesi, bir tabloyu elbiseye dönüştürerek sanatı sokağa taşımıştır. Alexander McQueen defileleri ise başlı başına bir sanat performansıydı. Frida Kahlo'nun geleneksel kıyafetlerini bir isyan ve kimlik sembolü haline getirmesi de bunun en güçlü örneklerindendir.
Benim de kültürümüze yaptığım tasarımlarımda felsefi vizyonum tam olarak da bu. Osmanlı motifini bir kemere işlemek ya da şalvarı modernize etmek sadece estetik bir tercih değil, kültürel bir hafızayı bugüne taşımaktır. Kültürünü bilmeyen bir moda köksüz kalır. O yüzden ben modayı bir toplumun yaşayan arşivi olarak görüyorum.
Kendinizi özel olarak biraz anlatın desek, Hilal hanım…
Disiplinli ve ne istediğini bilen... Benim lügatımda pes etmek yok.
İşkolik olduğumu bildiğim için kendimi bilinçli olarak biraz daha basın sektöründe aktif tutup, sosyal alanda var oluyorum. Bu benim kendimi koruma yöntemim, dengede kalma şeklim.
Biraz mesafeliyimdir, mesafeyi severim. Herkesi hayatıma kolay kolay almam, duvarlarım vardır.
Dışarıdan sert bir kaya gibi görünsem de içimde daha hassas bir kalp taşırım. Benim için güven, aidiyet ve aile her şeyden önce gelir. Sevgim de büyüktür, sadece bunu herkese göstermem.
Bir hedef koyduysam uyumadan, yorulmadan o hedefe ulaşırım.
Son olarak, kariyer yapmak, veya akademik alanda ilerlemek isteyen gençlere neler tavsiye edersiniz? Ayrıca Avrasya'nın Sesi Haber Sitesi aracılığıyla okuyucularımıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Kariyer yapmak veya akademik alanda ilerlemek isteyen gençlere en büyük tavsiyem, asla köklerinden kopmamaları. Dünyayı takip etsinler, evet. Trendleri, teknolojiyi, dili öğrensinler. Ama kim olduklarını unutmasınlar. Çünkü sizi dünyada farklı kılan şey, taklit ettiğiniz şey değil, özünüzde taşıdığınız şeydir.
İkinci olarak, disiplinli ve meraklı olsunlar. İlham beklemesinler, ilhamı arayıp bulsunlar. Bir müzeyi gezmek, eski bir kumaşa dokunmak, bir büyüklerinin hikayesini dinlemek bile en büyük ilham olabilir. Ve ne yaparlarsa yapsınlar işlerini aşkla yapsınlar, çünkü emek olmadan başarı kalıcı olmaz.
Haber Siteniz aracılığıyla tüm okuyucularımıza da şunu söylemek isterim. Değerlerimize sahip çıkalım, üretelim ve birbirimize destek olalım. Kültür paylaştıkça ve yaşatıldıkça güzelleşir. Nazik röportajınız için size de çok teşekkür ederim.