Gazeteci Yazar Yusuf Gül Köşe Yazısı: TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN DOĞUŞU: ANKA KUŞUNUN KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞUŞU Gazeteci Yazar Yusuf Gül Köşe Yazısı: TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN DOĞUŞU: ANKA KUŞUNUN KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞUŞU

27 Ekim 2026 10:26
Gazeteci Yazar Yusuf Gül Köşe Yazısı: TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN DOĞUŞU: ANKA KUŞUNUN KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞUŞU


​Tarihin akışı içinde bazı dönüm noktaları vardır; milletlerin kaderini, ruhunu ve geleceğini tek bir mühürle yeniden yazar. 29 Ekim 1923, Türk milletinin yüzyıllar süren imparatorluk mirasının ardından kendi küllerinden yeniden doğduğu, iradesini saraydan alıp doğrudan sahibine, yani milletin kendisine verdiği eşsiz bir tarihtir. Bu büyük gün, sadece bir yönetim biçiminin adı değil; esarete karşı yazılmış en kudretli destanın, uyanışın ve çağdaşlaşma iradesinin taçlandığı andır.
​1. İMPARATORLUĞUN SONBAHARI VE ÇÖKÜŞÜN EŞİĞİ
​XIX. yüzyıldan itibaren "Avrupa’nın Hasta Adamı" olarak anılmaya başlanan Osmanlı İmparatorluğu, sanayi devrimini yakalayamamanın, idari yorgunluğun ve ardı arkası kesilmeyen savaşların ağır yükü altında eziliyordu. Trablusgarp’tan Balkanlar’a uzanan coğrafyada kaybedilen topraklar, milyonlarca insanın göç etmesine ve büyük bir aidiyet sarsıntısına yol açtı.
​1914 yılında dünya, insanlık tarihinin en kanlı boğuşmalarından biri olan Birinci Dünya Savaşı’na sürüklendiğinde, Osmanlı Devleti de Almanya’nın yanında bu felaketin içine çekildi. Çanakkale’de yazılan destansı direniş hariç, cepheler ardı ardına çöküyordu. 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması, devleti kurtarmaktan ziyade onun ölüm fermanını imzalayan bir pranga oldu. Antlaşmanın hemen ardından Anadolu’nun dört bir yanından gelen işgal haberleri, yüzyıllardır bu topraklarda hür yaşayan bir millete vurulabilecek en ağır darbe idi.
​2. BİR MİLLETİN UYANDIĞI AN: SAMSUN’DAN AMASYA’YA
​İstanbul’un saray koridorlarında teslimiyetçi bir sessizlik hâkimken, Anadolu’nun koynunda yepyeni bir inanç filizleniyordu. 19 Mayıs 1919 sabahı Bandırma Vapuru’ndan Samsun’a ayak basan Mustafa Kemal Paşa, sadece bir asker değil, yıkılmak üzere olan bir medeniyetin umut ateşiydi.
​Amasya Genelgesi: "Milletin istiklalini, yine milletin azim ve karar kurtaracaktır" düsturuyla, direnişin yerel olmaktan çıkıp millî bir karakter kazanmasının ilk adımı atıldı.
​Erzurum ve Sivas Kongreleri: Dağınık haldeki Kuvayı Milliye unsurları birleştirildi, manda ve himaye kesin bir dille reddedildi. Artık hedef, "tam bağımsızlık" idi.
​Ankara’da, 23 Nisan 1920’de açılan Büyük Millet Meclisi, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu ilan ederek yeni devletin temellerini fiilen attı.
​3. DEMİR ATEŞTEN GEÇEN YOLLAR: KURTULUŞ SAVAŞI
​Bağımsızlık, masada değil, Sakarya’nın kızıl suyunda, Dumlupınar’ın kayalıklarında yazıldı. İnönü’lerde durdurulan düşman taarruzu, Sakarya Meydan Muharebesi’nde "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır" emriyle kırıldı.
​30 Ağustos 1922 sabahı Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile Yunan ordusu bozguna uğratıldı ve İzmir’e doğru kaçan düşman, 9 Eylül’de denize döküldü. Askeri zafer, 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile diplomatik alanda tescillendi. Artık sıra, bu yeni devleti hukuki temellere oturtmaya ve adını koymaya gelmişti.
​4. 29 EKİM 1923: "TÜRKİYE DEVLETİNİN HÜKÜMET ŞEKLİ CUMHURİYETTİR"
​1923 sonbaharına girildiğinde, yeni devletin rejimi ve başkenti konusundaki belirsizlikler meclis kulislerinde ve Ankara’nın taş sokaklarında tartışılıyordu. Mevcut hükümet sistemi meclis hükümeti modeli olduğundan, bakanların seçimi krizlere yol açıyor, devletin işleyişi tıkanıyordu.
​28 Ekim 1923 akşamı Çankaya Köşkü’nde tarihi bir sofra kuruldu. Mustafa Kemal Paşa, o akşamki misafirlerine kararını net bir dilde açıkladı: "Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz!"
​29 Ekim 1923 günü, anayasa maddelerinde yapılması öngörülen değişiklikler mecliste okundu. Yapılan oylamada, "Yaşasın!" sesleri ve alkışlar eşliğinde "Türkiye Devletinin hükümet şekli Cumhuriyettir" maddesi kabul edildi. Aynı oturumda yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde, Gazi Mustafa Kemal Paşa oy birliğiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı seçildi.
​Ankara’da 101 pare top atışıyla müjdelenen bu değişim, yurtta büyük bir coşkuyla karşılandı. Türk milleti, tebaa olmaktan çıkıp vatandaş olma bilincine erişti.
​5. CUMHURİYET’İN AYDINLIK YOLU VE ÇAĞDAŞLAŞMA HAMLESİ
​Cumhuriyetin ilanı sadece siyasi bir rejim değişikliği değildi; bir medeniyet projesiydi. Kurulan yeni devlet, adeta sıfırdan bir toplum inşa ediyordu:
​Hukuk ve Eğitim: Şeri mahkemelerin yerine Medeni Kanun kabul edilerek kadın-erkek eşitliği sağlandı. Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitim birleştirildi, millet mektepleri açıldı. Harf Devrimi ile okuryazarlık oranı artırıldı.
​Sanayi ve Kalkınma: "Siyasi zaferler, ekonomik zaferlerle taçlandırılmalıdır" anlayışıyla Sümerbank, Etibank gibi fabrikalar kuruldu, demiryolları millileştirildi.
​Kültür ve Sanat: Kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilerek dünyadaki pek çok gelişmiş ülkeden önce modern haklar tanındı.
​6. SONSUZA DEK YAŞAYACAK MİRAS
​Bugün, 29 Ekim 1923’ün üzerinden bir asırdan fazla zaman geçti. Cumhuriyet; "Kimsesizlerin kimsesi" olma vasfını koruyarak, bu topraklar üzerinde yaşayan her bireye eşit vatandaşlık gururu vermiştir.
​Tarih bize göstermiştir ki, hürriyetinden vazgeçmektense ölmeyi tercih eden bir milletin önünde hiçbir güç duramaz. Atalarımızın kanlarıyla, amansız mücadeleleriyle kurduğu bu büyük eser; aklın, bilimin ve hür iradenin ışığında yarınlara yürümeye devam edecektir.

AVRASYANIN SESİ TARAFSIZ HABER SİTESİ HATAY İL TEMSİLCİSİ GAZETECİ ŞİİR YAZAR YUSUF GÜL (GEZGİN)

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
Black Coffe & Tea
Uluslararası Milli Görüş Yardım Organizasyonu - İMG Türkiye
X