Futbol Bu Kadar Nasıl Kirlendi? Ölmüş Bir Hayvanı Tekmelemek Taraftarlık Değildir!
19 Ekim 2026 10:45

Futbol Bu Kadar Nasıl Kirlendi? Ölmüş Bir Hayvanı Tekmelemek Taraftarlık Değildir! Futbol Bu Kadar Nasıl Kirlendi? Ölmüş Bir Hayvanı Tekmelemek Taraftarlık Değildir!

Futbol Bu Kadar Nasıl Kirlendi? Ölmüş Bir Hayvanı Tekmelemek Taraftarlık Değildir!

Mustafa Söğüt Tüm haberleri

Futbolun ruhu sevgidir, saygıdır, kardeşliktir. Öfkenin, nefretin ve vicdansızlığın gölgesinde kalan hiçbir davranış, gerçek taraftarlıkla bağdaşmaz.

Ne ara futbol bu kadar kirlendi? Ne ara bir spor müsabakasının heyecanı, öfkeye ve nefrete dönüştü? İnsan, bütün bu yaşananları görünce üzülmeden, düşünmeden ve vicdanına hesap sormadan edemiyor. Bir zamanlar dostluğun, kardeşliğin, centilmenliğin ve ortak heyecanın simgesi olan futbol, nasıl oldu da böylesine üzücü görüntülerle anılır hâle geldi?

Ölmüş bir köpek balığını tekmelemek taraftarlık değildir! Hangi takımın formasını giyerse giysin, hangi renklere gönül verirse versin, insanın önce vicdanını, merhametini ve insanlığını koruması gerekir. Bir canlının ölümünden sonra ona saygısızlık etmek, sporun ruhuna da insanlığın ortak değerlerine de gölge düşürür.

Bu nedenle, söz konusu görüntülerde ölmüş bir köpek balığını tekmeleyen Göztepe taraftarlarının bu davranışını kınıyorum. Taraftarlık, takımını sevmekle güzeldir; ancak bu sevgi, başka bir canlıya saygısızlık etmeyi, öfkeyi büyütmeyi veya nefreti körüklemeyi asla haklı çıkaramaz. Hiçbir forma, hiçbir arma ve hiçbir maç sonucu vicdanın önüne geçmemelidir.

Kocaeli de bizim, Göztepe de futbolun bir parçası!

Kocaeli bizim şehrimizdir. Göztepe de Türk futbolunun köklü kulüplerinden biridir. Şehirlerimizin renkleri, takımlarımızın armaları ve tribünlerimizin coşkusu farklı olabilir. Ancak hepimizi bir araya getiren ortak değer, spora duyduğumuz sevgidir. Kocaeli ile İzmir arasında rekabet olabilir; sahada mücadele, tribünlerde heyecan yaşanabilir. Fakat bu rekabet, düşmanlığa dönüşmemelidir.

Futbolun güzelliği, farklı renklerin aynı sahada buluşmasında, taraftarların takımlarını yürekten desteklemesinde ve maçın sonunda rakibin başarısını takdir edebilmesinde saklıdır. Kazananı tebrik etmek, kaybedeni teselli etmek, rakibe saygı göstermek ve sonucu olgunlukla karşılamak gerçek spor kültürünün temelidir.

Unutulmamalıdır ki futbol bir savaştan ibaret değildir. Sahaya çıkan sporcular, birbirlerinin düşmanı değil, aynı oyunun emek veren taraflarıdır. Taraftarlar da bu mücadelenin anlamını güzelleştiren, takımlarına güç veren ve tribünlerin sesini dünyaya duyuran insanlardır.

Öfkenin değil, sevginin kazandığı bir futbol istiyoruz

Bizler, tribünlerden yükselen küfürleri değil, dostluk sloganlarını duymak istiyoruz. Öfkeyle yapılan hareketleri değil, centilmenlikle uzatılan elleri görmek istiyoruz. Nefretin büyüdüğü değil, farklı renklerin kardeşlik içinde buluştuğu bir futbol kültürü istiyoruz.

Çünkü futbol yalnızca doksan dakikalık bir mücadele değildir. Futbol; çocukların hayallerinde, gençlerin umutlarında, ailelerin ortak heyecanında ve şehirlerin kültürel hafızasında yaşayan büyük bir tutkudur. Bu tutkuyu yaşatmak hepimizin sorumluluğudur.

Taraftarlık, takımını her koşulda desteklemektir; fakat yanlış davranışları savunmak değildir. Gerçek taraftar, takımının başarısıyla gurur duyduğu kadar, temsil ettiği değerlere de sahip çıkar. Sevdiği renkleri yüceltirken başka renklere hakaret etmez. Rakibinin yenilgisine sevinirken onun insanlığını incitmez. Sahadaki mücadeleyi hayatın tamamına yayılan bir düşmanlığa dönüştürmez.

Göztepe taraftarlarına yönelik eleştirimizin amacı da bir camiayı bütünüyle suçlamak değil, görüntülere yansıyan davranışın yanlışlığını açıkça ifade etmektir. Her takımın içinde sporu sevgiyle yaşayan, kulübüne emek veren, tribün kültürünü güzelleştiren binlerce insan vardır. Onların emeğine ve taraftarlık anlayışına saygımız sonsuzdur. Ancak hangi takımın taraftarı yaparsa yapsın, merhamet ve saygı sınırlarını aşan davranışlar eleştirilmeli, aynı hataların tekrarlanmaması için herkes üzerine düşen sorumluluğu üstlenmelidir.

Kazananı tebrik etmek, kaybedene saygı duymak erdemdir

Kocaeli de bizim şehrimiz, İzmir de bizim ülkemizin kıymetli şehirlerinden biridir. Futbolun birleştirici gücü, şehirleri karşı karşıya getirmek yerine birbirine yaklaştırmalıdır. Sahada kim daha iyi mücadele ederse kazansın; kazananı alkışlamak, rakibin emeğini takdir etmek ve kaybedene saygı göstermek spor ahlakının gereğidir.

Bugün ihtiyacımız olan şey daha fazla öfke değil, daha fazla anlayıştır. Daha fazla nefret değil, daha fazla sevgidir. Daha fazla kavga değil, daha fazla kardeşliktir.

Bir köpek balığının cansız bedenine yapılan saygısızlık üzerinden yükselen bu tartışma, hepimize önemli bir gerçeği yeniden hatırlatmalıdır: Merhamet, yalnızca insanlara karşı değil, bütün canlılara karşı gösterilmesi gereken bir değerdir. Bir canlının yaşamı sona ermiş olsa bile ona karşı sergilenen davranış, yaşayan insanların vicdanını ve değerlerini ortaya koyar.

Dileğimiz, futbol sahalarında rekabetin, tribünlerde coşkunun, hayatın her alanında ise sevgi ve saygının hâkim olmasıdır. Çocuklarımıza öfkeyi değil centilmenliği, düşmanlığı değil kardeşliği, hakareti değil nezaketi örnek gösterelim.

Futbol sadece spor olmalı!

Takımlarımız mücadele etsin, taraftarlarımız takımlarını yürekten desteklesin, şehirlerimiz kendi renkleriyle gurur duysun. Ancak maç bittiğinde geriye kin ve nefret değil, dostluk ve güzel hatıralar kalsın.

Çünkü gerçek taraftarlık, yalnızca kendi takımını sevmek değil, sporun değerlerini de korumaktır. Unutmayalım: Sahada bir takım kazanabilir, diğeri kaybedebilir; fakat tribünlerde merhamet, sevgi ve saygı kazanırsa hepimiz kazanırız.

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 19 Ekim 2026 10:53
Black Coffe & Tea
Deneme 1
X