Gazeteci Yazar Yusuf Gül Yazdı Gazeteci Yazar Yusuf Gül Köşe Yazısı: SÖYLEM VE EYLEM KISKANÇINDA ORTA DOĞU

21 Eylül 2026 21:30
İSLAM DÜNYASINDA MEŞRUİYET BUNALIMI, İSRAİL POLİTİKALARI VE İRAN-HUSİ EKSENİ


​​ÖZET
​Bu araştırma makalesi, modern Orta Doğu’daki siyasal aktörlerin Filistin meselesi ve İsrail politikaları karşısındaki tutumlarını teolojik meşruiyet, devlet çıkarları ve bölgesel dengeler ekseninde incelemektedir. "İslamiyet" söylemini araçsallaştıran bazı Müslüman devletlerin pragmatik tercihlerle İsrail ile kurduğu stratejik ilişkiler analiz edilmekte; buna karşın İran ve Yemen Husi (Ensarullah) hareketinin "Direnç Ekseni" üzerinden sergilediği fiili mücadelenin teolojik ve jeopolitik boyutları ele alınmaktadır.


​1. GİRİŞ: SİYASAL İSLAM VE REELPOLİTİK ÇATIŞMASI
​İslam medeniyet tarihi boyunca siyasi iktidarlar, toplumsal ve uluslararası alandaki meşruiyetlerini adalet, haksızlığa karşı duruş ve ümmet dayanışması gibi temel ilkeler üzerine inşa etmişlerdir. Ancak 21. yüzyıl Orta Doğu konjonktürü, devlet çıkarlarının (reelpolitik) ilkesel değerlerin önüne geçtiği ve dini söylemlerin rejim güvenliğini sağlamak amacıyla pragmatik bir kılıf olarak kullanıldığı bir döneme işaret etmektedir.
​İsrail’in Filistin coğrafyasındaki işgal ve askeri operasyonları karşısında bazı Müslüman yönetimlerin pasif tutumu, örtülü desteği veya ticari ortaklıkları; İslam dünyasındaki geniş kitleler nezdinde bu rejimlerin temsil ettiği Müslümanlık anlayışına dair derin şüpheler ve güven bunalımları yaratmıştır.


​2. KÖRFEZ VE SÜNNİ BLOKU: İSLAM SÖYLEMİ ALTINDA JEOPOLİTİK UYUM
​İbrahim Anlaşmaları (Abraham Accords) ile görünürlüğü artan süreçte, bölgesel aktörlerin İsrail ile olan ilişkilerini "normalleştirme" adımları, İslam dünyasındaki tarihi ve kültürel uzlaşının kırılmasına yol açmıştır.
​Rejim Güvenliği ve Bölgesel Tehdit Algısı: Birçok Sünni rejim için birincil tehdit İsrail’in politikalarından ziyade İran’ın bölgesel nüfuz alanı ve iç toplumsal muhalefettir. Bu doğrultuda İsrail ile kurulan askeri, teknolojik ve ekonomik iş birliği, rejimlerin bekasını koruma aracı haline gelmiştir.
​Saray Uleması ve Teolojik Meşrulaştırma: Yönetimler, dış politikadaki pasif veya uyumlu tutumlarını halk nezdinde kabul edilebilir kılmak adına devlet kontrolündeki dini kurumları devreye sokmaktadır. "Maslahat" (kamu yararı) ve "barış" kavramları öne sürülerek reelpolitik kararlara dini kılıflar hazırlanmaktadır.
​Toplumsal Kırılma ve Meşruiyet Kaybı: Devletlerin pragmatik yaklaşımı ile Müslüman halkların vicdani ve dini adalet beklentisi arasındaki makas giderek açılmakta, bu durum rejimlerin dini temsil yetkisini ve meşruiyetini aşındırmaktadır.


​3. DİRENÇ EKSENİ: İRAN VE YEMEN HUSİLERİNİN SİYASI TEOLOJİSİ
​Pragmatik Arap blokunun eylemsizliğine karşılık; İran İslam Cumhuriyeti ve Yemen’deki Ensarullah (Husi) hareketi, anti-Siyonist ve anti-emperyalist hattı siyasal ve teolojik söylemlerinin merkezine oturtmuşlardır.
​A. İran'ın "İslam Devrimi" Doktrini ve Bölgesel Stratejisi
​İran, 1979 Devrimi'nden bu yana dış politikasının temeline Kudüs’ün özgürleştirilmesi ve "müstazafların" (ezilmişlerin) savunulması ilkesini koymuştur.
​Mezhep Ötesi Söylem: Şii teolojik kimliğine rağmen İran; Hamas ve İslami Cihad gibi Sünni Filistinli örgütlere doğrudan askeri, mali ve lojistik destek vererek kendisini pan-İslamist bir direnç merkezi olarak konumlandırmıştır.
​Asimetrik Güç ve Direnç Ekseni: İran, bölgesel vizyonunu doğrudan çatışma yerine Hizbullah, Irak’taki milis güçler, Suriye ve Yemen Husileri üzerinden kurduğu "Direnç Ekseni" ile sahaya yansıtmaktadır.
​B. Yemen Husi Hareketi (Ensarullah): Lojistik ve Askeri Müdahale
​Yemen’deki Husi hareketi, Zeydi teolojik yapısını anti-emperyalist duruşla harmanlayarak bölgesel güç dengelerinde beklenmedik bir eylemsellik sergilemiştir.
​Kızıldeniz ve Babülmendep Stratejisi: Husiler, Filistin’e destek amacıyla Kızıldeniz’deki kritik deniz ticaret rotalarını İsrail ve müttefiklerinin kullanımına kapatmaya yönelik askeri adımlar atmıştır.
​Halk Nezdinde Meşruiyet: Ağır ambargolar ve iç savaş koşullarına rağmen atılan bu somut adımlar, eylemsiz kalan zengin Arap devletlerinin aksine, İslam dünyasının farklı kesimlerinde Husilere yönelik ciddi bir sempati ve meşruiyet kazandırmıştır.


​4. ANLAYIŞ KARŞILAŞTIRMASI: RETORİK VE FİİLİ MÜCADELE
ParametreKörfez / Pragmatik Arap Blokuİran ve Yemen (Ensarullah) Ekseni
Öncelikli TehditRejim karşıtı hareketler ve İran nüfuzuİsrail ve Batı'nın bölgesel hegemonyası
İslam AnlayışıStatükocu, maslahatçı ve rejim merkezliMücadeleci, anti-emperyalist ve eylemsel
Filistin PolitikasıDiplomatik kınama ve insani yardım retoriğiAskeri, lojistik ve finansal doğrudan angajman
İsrail ile İlişkiNormalleşme, ticari ve güvenlik iş birliğiDoğrudan askeri, siyasi ve stratejik karşıtlık

5. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
​Günün sonunda Orta Doğu’da şahit olunan tablo, sadece askeri veya diplomatik bir güç mücadelesi değil; aynı zamanda İslam dünyasındaki "normatif ve teolojik meşruiyet" krizidir.
​İsrail ile dolaylı veya doğrudan iş birliği yürüten rejimler, kendi iktidar alanlarını korumak adına ulusal çıkarlarını öncelerken, İslam’ın temel adalet ilkelerini zedelemekle eleştirilmektedir. Buna karşın ilkesel duruşunu sahadaki eylemleriyle destekleyen İran ve Yemen Husileri, mezhepsel sınırların ötesine geçen bir toplumsal meşruiyet ve direnç alanı inşa etmektedir.
​Sonuç olarak; kitleler nezdinde sembolik retoriklerle yetinen yönetim anlayışları inandırıcılığını yitirmekte, somut risk alarak direnç gösteren yapılar ise İslam coğrafyasının vicdanında yeni meşruiyet odakları haline gelmektedir.

Yusuf GÜL
Avrasya’nın Sesı̇ Tarafsız Haber Sı̇tesı̇ Hatay İİ Temsı̇lcı̇sı̇, Gazetecı̇-Yazar

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
Black Coffe & Tea
Deneme 1
X