Tuğba Tunalı
Tuğba Tunalı

Tuğba Tunalı Köşe Yazısı Tuğba Tunalı Köşe Yazısı: İYİLİK BİLE REKLAM MALZEMESİ OLDU!

22 Ekim 2026 14:06
Tuğba Tunalı Köşe Yazısı: İYİLİK BİLE REKLAM MALZEMESİ OLDU!

 

Bir insanın yarasına merhem olurken neden bütün dünyanın bizi görmesini istiyoruz?

Bir insanın çaresizliğini kameraya alıp adına iyilik dediğimiz bir zamandayız.

Bir el uzatıyoruz ama önce kayda basıyoruz. Bir çocuğun gözyaşını siliyoruz ama o gözyaşının görüntüsünü binlerce insana izletmekten çekinmiyoruz. Bir ailenin yoksulluğuna çare oluyoruz belki; fakat o ailenin en mahrem hâlini herkesin önüne serdiğimizi unutuyoruz.

Sonra paylaşım yapılıyor. Beğeniler geliyor, övgüler sıralanıyor. Herkes ne kadar iyi insanlar olduğumuzu konuşuyor.

Peki, hiç kendimize sorduk mu: Biz o insanın derdine mi derman oluyoruz, yoksa onun çaresizliğini kendi iyiliğimizin reklamına mı dönüştürüyoruz?

Ne acı ki bazen bir insanın en zor anı, başka bir insanın en parlak görüntüsüne dönüşebiliyor.

Oysa iyilik, birinin onurunu inciterek büyümez. Merhamet, bir insanı herkesin önünde mahcup ederek kendini kanıtlamaz. Ve hiçbir insan, bir başkasının iyi görünme arzusuna malzeme olmak zorunda değildir.

Belki de asıl kaybettiğimiz şey iyilik değil; iyilik yaparken bile insanı gözetebilme inceliğimizdir.

Elbette yapılan güzel işleri paylaşmanın yanlış olduğunu söyleyemeyiz. Bazen bir yardım çağrısı başka bir hayatı değiştirir, bazen örnek alınan bir davranış iyiliğin çoğalmasına vesile olur. Mesele, iyiliğin görünmesi değil; bir insanın acısının, başka bir insanın itibarına dönüşmesidir.

Bir çocuğa yardım ederken onun yüzünü göstermek zorunda mıyız? Bir ailenin yoksulluğunu anlatırken mahremiyetini koruyor muyuz? Bir insanın en çaresiz anını binlerce kişinin önüne sererken onun gururunu da hesaba katıyor muyuz?

Çünkü bazen bir insanın ihtiyacı yalnızca karnını doyurmak değildir. Başını öne eğmeden yardım alabilmek, kimseye mahcup olmadan hayatına devam edebilmektir. Yoksulluğunun, çaresizliğinin ya da gözyaşlarının başkalarının merakına sunulmamasıdır.

Bir insanın elinden tutarken onurunu incitiyorsak, yaptığımız yardımın büyüklüğü bu incinmeyi ortadan kaldırır mı?

Bir insanın yarasını sararken, o yarayı bütün dünyaya göstermek zorunda mıyız?

Bugün sanki yaşadığımız her şeyin bir seyircisi olmak zorunda. Mutluluğumuzu paylaşıyor, sevgimizi kanıtlıyor, üzüntümüzü sergiliyor, merhametimizi görünür kılıyoruz. Başkalarının görmediği bir iyiliğin eksik kalacağından mı korkuyoruz?

Birine yardım ediyoruz, ardından kaç kişinin gördüğüne bakıyoruz. Güzel bir davranışta bulunuyoruz, takdir edilince daha da mutlu oluyoruz.

Oysa vicdanın bir izlenme sayısı yok.

Kimsenin bilmediği bir iyilik değersiz değildir. Çünkü iyiliğin büyüklüğünü onu kaç kişinin gördüğü değil, bir insanın hayatında neyi değiştirdiği belirler.

Yine de insan kendisine karşı dürüst olmalı.

Kimse bizi görmeyecek, adımızı bilmeyecek, bizi alkışlamayacak olsa yine de aynı iyiliği yapar mıydık?

Bu sorunun cevabı, başkalarına gösterdiğimiz merhametten çok, içimizde taşıdığımız niyeti anlatır.

Elbette takdir edilmek hepimizin hoşuna gider. Yaptıklarımızın fark edilmesini, güzel sözler duymayı isteriz. Ancak başkasının ihtiyacı, bizim beğenilme arzumuzun gerisinde kalıyorsa artık üzerinde düşünmemiz gereken bir durum vardır.

İyilik, insanın karakterini anlatmalı; reklamını yapmamalı.

Bir de kimsenin görmediği yerde iyilik yapmaya devam eden insanlar var. Komşusunun kapısına sessizce erzak bırakanlar, kendi imkânları sınırlıyken bir başkasının ilacına katkıda bulunanlar, zor gün geçiren bir dostunu arayıp yalnızca dinleyenler…

Onlar yaptıklarını anlatmıyor olabilir. Belki de anlatmaya ihtiyaç duymuyorlardır. Çünkü bir insanın yükünü hafifletmenin, bunun için alkış toplamaktan daha kıymetli olduğunu biliyorlardır.

Bazen iyilik, birinin karnını doyurmak kadar büyük; birini utandırmamak kadar incedir. Bazen bir el uzatmak, bazen de uzattığın eli kimseye göstermemektir.

Üstelik merhamet, yalnızca yabancılara gösterdiğimiz güzel davranışlardan ibaret değildir. Herkese iyi görünmeye çalışırken kendi yakınımızın derdine duyarsız kalıyorsak, başkalarına şefkat gösterirken evimizdeki insanları incitiyorsak kendimize de dönüp bakmalıyız.

Bir yabancının elinden tutmak güzeldir. Peki, aynı evde yaşadığımız insanın sessizce yardım beklediğini ne zaman fark edeceğiz?

Çünkü iyilik, yalnızca insanların bizi izlediği anlarda ortaya çıkıyorsa orada samimiyetimizi sorgulamamız gerekir.

Bir insanın acısını paylaşmakla, o acıyı kendimizi göstermek için kullanmak arasında ince ama derin bir çizgi var.

Ben iyilik gizlensin, güzel davranışlar anlatılmasın demiyorum. Tam tersine, insanların birbirine destek olduğu bir dünyaya ihtiyacımız var. Ama bunu yaparken yardım ettiğimiz insanın onurunu, mahremiyetini ve kendisi olma hakkını unutmamamız gerekiyor.

Bir çocuğun gözyaşı, bir yaşlının yalnızlığı, bir ailenin çaresizliği bizim iyi insan olduğumuzu kanıtlayacağımız bir malzeme değildir.

Yardım ettiğimiz insan, hikâyemizin dekoru değil; kendi hikâyesinin sahibidir.

Belki de artık bir iyilik yapmadan önce bir an durmalıyız. Kamerayı açmadan, paylaşımın nasıl görüneceğini düşünmeden önce kendimize sormalıyız:

Ben bu insanın hayatını kolaylaştırmak mı istiyorum, yoksa kendi hayatımın nasıl göründüğünü mü önemsiyorum?

Çünkü dünya, iyi görünmeye çalışan insanlardan çok, kimse görmese de iyi kalabilen insanlara muhtaç.

Bazen yapılabilecek en güzel şey, birinin elinden tutmak ve sonra sessizce yoluna devam etmektir. Ne fotoğraf gerekir buna ne de teşekkür. Bir insanın yükü biraz hafiflemişse, bazen bunun bilinmesi gereken tek yer vicdanımızdır.

Ve belki de iyiliği yeniden anlamak için büyük sözlere değil, kendimize soracağımız tek bir soruya ihtiyacımız var:

Yaptığımız iyilikleri kimse görmese, kimse bilmezse ve kimse bizi takdir etmese yine de iyi olmaktan vazgeçmeyecek miydik?

Cevabımız evetse, belki de hâlâ doğru yerdeyiz.

Çünkü gerçek iyilik, alkışların başladığı yerde değil, kimsenin bakmadığı yerde de devam edebilen iyiliktir.

Ve son cümlelerim; insan, en çok da kimseye göstermek zorunda olmadığı vicdanıyla insandır.
Hadi kalın sağlıcakla !

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
Deneme 2
Deneme 1
X