Tuğba Tunalı
Tuğba Tunalı

Tuğba Tunalı Köşe Yazısı Tuğba Tunalı Köşe Yazısı: Bir Rujdan Daha Fazlası

21 Eylül 2026 16:14
Tuğba Tunalı Köşe Yazısı Bir Rujdan Daha Fazlası


Bir kadının çantasındaki küçücük bir rujun binlerce yıllık bir hikayeyi taşıdığını hiç düşündünüz mü?
Bugün aynanın karşısında sürülen bir ruj, belirginleştirilen bir göz, biraz allık, biraz fondöten…
Bize sıradan geliyor.
Oysa makyaj, insanlık tarihi kadar eski bir hikayenin parçası.
Ve bu hikaye sadece güzellikle ilgili değil.
Güçle, kimlikle, statüyle, özgüvenle ve bazen de toplumun kadından beklentileriyle ilgili.
Makyajın köklerini binlerce yıl öncesinde buluyoruz.
Eski Mısırda kadınlar ve erkekler gözlerini sürme ile belirginleştiriyorlardı. Göz çevresine uygulanan koyu renkler, yalnızca estetik amaç taşımıyordu. Dönemin inanışları ve sosyal yaşamıyla da bağlantılıydı.
Mezopotamya ‘da, Antik Yunan’ da, Roma’da farklı malzemelerle yüz ve saç süslemeleri yapılıyordu.
Yani kadın, aynayla tanıştığı günden beri aslında kendisini ifade etmenin yollarından birini arıyordu.
Yüzyıllar geçti.
Makyajın malzemesi değişti. Anlamı değişti. Ama birşey değişmedi; İnsanın kendisini nasıl görmek ve göstermek istediği.
Sonra makyaj saraylara girdi. Soyluluğun, zarafetin, statünün sembollerinden biri haline geldi.
Daha sonra sinema, fotoğraf ve televizyona geldi.
Kozmetik endüstrisi büyüdü.
Ve makyaj artık yalnızca seçkinlerin ulaşabileceği birşey olmaktan çıkıp milyonlarca kadının günlük hayatının bir parçası oldu.
Ve bugün makyajın dünyası bambaşka…
Bir tarafta “ Doğal halimle mutluyum, makyaja ihtiyacım yok” diyen kadın var.
Diğer tarafta makyajı kendisini ifade etmenin, dönüşmenin ve hatta kendisine iyi bakmanın bir parçası olarak gören kadın…
Ve bana göre ikisinin de yanlış tarafı yok.
Çünkü mesele makyaj yapmak ya da yapmamak değil.
Mesele o makyajı kimin için yaptığın.
Bence bugün kadınların makyaja bakışındaki en büyük değişim burada.
Ve makyaj kadın için artık bir çeşit kişisel ifade biçimi. Aynı zamanda psikolojik olarakta kendini iyi hissettirmesi hiçte şaşırtıcı değil.
Ama burada çok önemli bir ayrım var.
Bir kadının değerini fondöten belirlemez.
Bir kadının zekasını Eyeliner belirlemez.
Bir kadının karakterini ruj belirlemez.
Çünkü kadınları sadece görünüşleri üzerinden değerlendirirsek, başarılarını gölgede bırakmış oluruz.
Ve diğer tarafta; kırışıklıklar, koyu göz altları, lekeler ve yorgun sabahlar da var…
Ve bunların hiçbiri bir kadını eksik yapmaz.
Makyajın en güzel hali bence ; insanın yüzünü sakladığı değil,kendisini ifade ettiği halidir.
Makyajın gücü de; kadını değiştirmekten önce, nasıl hissettiğini değiştirebilmesin de.
Unutmayalım;
Ruj çıkar, fondöten silinir, maskara akar…
Güzellik zamanla değişir, geriye ise karakter kalır.
Ve hiçbir makyaj, güzel bir karakter kadar kalıcı değildir.
Bugünlük benden bu kadar, hadi kalın sağlıcakla!

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
Black Coffe & Tea
Uluslararası Milli Görüş Yardım Organizasyonu - İMG Türkiye
X