Tuğba Tunalı
Tuğba Tunalı

SEN GÜÇLÜSÜN DEDİLER, SIRTINA BÜTÜN HAYATI YÜKLEDİLER SEN GÜÇLÜSÜN DEDİLER, SIRTINA BÜTÜN HAYATI YÜKLEDİLER

10 Ekim 2026 00:57
SEN GÜÇLÜSÜN DEDİLER, SIRTINA BÜTÜN HAYATI YÜKLEDİLER

 

Bir kadına yapılabilecek en sinsi haksızlıklardan biri bazen onu küçümsemek değil, fazla güçlü ilan etmektir.

“Sen güçlü kadınsın.”

İlk duyduğunda gurur veriyor.

Sonra yavaş yavaş bir yük haline geliyor.

Çünkü bir süre sonra senden şunu beklemeye başlıyorlar:

Her şeyi taşı.

Her şeyi çöz.

Kimseye ihtiyaç duyma.

Ağlama.

Yıkılma.

Çocukların için güçlü dur.

Ailen için güçlü dur.

İşin için güçlü dur.

Ve sakın bir erkeğe ihtiyaç duyduğunu belli etme.

Sonra bir gün fark ediyorsun ki herkes senin gücüne hayran ama kimse senin yorgunluğunla ilgilenmiyor.

⸻

Özellikle boşanmış ve çocuk sahibi kadınların hayatında bu mesele çok daha ağır.

Bir kadın evliliğini bitirmiş.

Çocuklarını büyütmüş.

Kendi düzenini kurmuş.

Ekonomik sorunlarla mücadele etmiş.

Belki ihaneti atlatmış.

Belki şiddeti atlatmış.

Belki yıllarca değersiz hissettirilmiş.

Belki ailesinin, çevresinin ve çocuklarının sorumluluğunu aynı anda taşımış.

Ve bütün bunlardan sonra toplum ona dönüp şöyle demiş:

“Bak, ne kadar güçlüsün!”

Kimse sormamış:

“Bütün bunları yaşarken kaç gece ağladın?”

“Kaç kez birinin sana sarılmasını istedin?”

“Kaç kere ‘Ben de yoruldum.’ demek istedin?”

“Kaç kere güçlü görünmekten bıktın?”

Çünkü biz kadınların gözyaşını değil, dayanıklılığını alkışlamayı öğrendik.

⸻

Daha da kötüsü var.

Bazı erkekler güçlü kadınları sever gibi görünürken aslında onların gücünden faydalanmayı seviyor.

Çünkü güçlü kadın kendi ayakları üzerinde duruyor.

Para kazanıyor.

Kendi işini hallediyor.

Kendi hayatını organize ediyor.

Çocuklarının sorumluluğunu taşıyor.

Kriz anında soğukkanlı kalıyor.

Ve bazı erkekler için bu, müthiş bir kolaylık.

Çünkü kadının gücünün yanına kendi sorumluluklarını koymak yerine, kadının gücünün arkasına saklanabiliyorlar.

Sonra da ilişkinin adına “modern ilişki” diyorlar.

Hayır.

Bu modernlik değil.

Bu bazen düpedüz sorumluluktan kaçıştır.

⸻

Bir erkek sevgilisine:

“Sen zaten güçlüsün.”

diyorsa, bazen bunun devamında şu vardır:

“Ben seni taşımasam da olur.”

“Ben seni düşünmesem de olur.”

“Ben sözümü tutmasam da olur.”

“Ben ilişkiye emek vermesem de olur.”

“Nasıl olsa sen kendi başının çaresine bakarsın.”

İşte burada durmak gerekiyor.

Çünkü kadın güçlü diye erkeğin sorumluluğu azalmaz.

Güçlü kadın, ücretsiz duygusal emek sağlayan kadın değildir.

⸻

Bazı ilişkilerde kadın hem sevgili oluyor…

Hem anne.

Hem terapist.

Hem organizatör.

Hem kriz yöneticisi.

Hem ekonomik destek.

Hem duygusal destek.

Hem de erkeğin hayatındaki bütün dağınıklığı toparlayan kişi.

Adam ise sadece “sevgili”.

Sonra kadın bir gün yorulup itiraz ettiğinde:

“Sen değiştin.”

deniliyor.

Hayır.

Kadın değişmedi.

Kadın artık sömürülmek istemedi.

⸻

Bir de kadınların “naifliği” konusunda büyük bir yanılgımız var.

Naif olmak güçsüz olmak değildir.

Nazlı olmak beceriksizlik değildir.

Bir kadının korunmak istemesi muhtaç olduğu anlamına gelmez.

Bir erkeğin kapıyı açması, hesabı ödemesi, zor gününde yanında durması kadını çağ dışı yapmaz.

Bir kadın hem ekonomik olarak bağımsız olup hem de sevdiği adamın göğsüne başını koyabilir.

Hem güçlü olabilir hem şefkat isteyebilir.

Hem kendi parasını kazanabilir hem de bazen “Bugün sen hallet.” diyebilir.

Kadınlığın modernleşmesi, kadınlığın yok olması değildir.

⸻

Fakat biz başka bir uçuruma savrulduk.

Kadına yıllarca “Erkeğe muhtaç olma.” dedik.

Doğruydu.

Ama bunu bazen “Erkeğe hiçbir şekilde ihtiyaç duyma.” noktasına getirdik.

Oysa insan insana ihtiyaç duyar.

Kadın erkeğe ihtiyaç duyabilir.

Erkek kadına ihtiyaç duyabilir.

Bu bir eksiklik değil.

İlişkinin doğasıdır.

Mesele ihtiyaç duymak değil.

Mesele, ihtiyaç duyduğun kişinin seni kullanmasına izin vermemektir.

⸻

Boşanmış kadınların özel hayatında ise başka bir acı daha var.

Kadın yeniden âşık olduğunda herkesin dili açılıyor.

“Çocukları ne olacak?”

“Adam güvenilir mi?”

“Bu yaşta yeniden ilişki mi?”

“Ya adam onu kullanıyorsa?”

Ama aynı insanlar erkeğe aynı soruları sormuyor.

Çünkü toplum hâlâ kadının özel hayatını ahlak meselesi, erkeğin özel hayatını ise hayatın doğal akışı olarak görüyor.

Bir erkek yeniden evlendiğinde:

“Hayatını yeniden kurdu.”

Bir kadın yeniden âşık olduğunda:

“Çocuklarını düşünmesi lazım.”

Kadın da insan!

Çocuklarını elbette düşünecek.

Ama kendi hayatını da düşünecek.

Çünkü bir annenin hayatı, çocukları doğduğu gün sona ermez.

⸻

Ve çocuk sahibi kadınlara özellikle söylemek istiyorum:

Çocukların senin hayatının merkezinde olabilir.

Ama sen çocuklarının çevresinde dönmek zorunda değilsin.

Senin de bir hayatın var.

Bir kalbin var.

Bir bedenin var.

Bir kadınlığın var.

Bir hayalin var.

Bir aşk ihtimalin var.

Ve çocuğun olduğu için bunların hiçbirinden vazgeçmek zorunda değilsin.

Sadece seçimlerini daha dikkatli yapmak zorundasın.

Çünkü artık yalnızca kendi kalbini değil, çocuklarının güvenini de koruyorsun.

⸻

Asıl güçlü kadın kim biliyor musunuz?

Bir erkeğin sevgisini kaybetmemek için kendisini kaybetmeyen kadın.

“Beni bırakmasın.” diye susmayan kadın.

“Beni yanlış anlamasın.” diye sınırlarından vazgeçmeyen kadın.

“Yalnız kalırım.” korkusuyla kötü muameleye katlanmayan kadın.

Ve en önemlisi…

Kendisini güçlü göstermeye çalışmaktan vazgeçip gerektiğinde “Ben de inciniyorum.” diyebilen kadın.

Çünkü gerçek güç, zırh giymek değildir.

Zırhını çıkarabileceğin güvenli bir insanı seçebilmektir.

⸻

Erkeklere de bir çift sözüm var:

Güçlü bir kadınla birlikteyseniz onun gücüne yaslanmayın.

Onun gücüne omuz verin.

Onun bağımsızlığını kendi tembelliğinizin gerekçesi yapmayın.

Onun ekonomik özgürlüğünü kendi sorumluluklarınızdan kaçış kapısı olarak kullanmayın.

Onun anlayışını sınırsız tolerans sanmayın.

Onun sevgisini garanti görmeyin.

Ve sakın…

Bir kadının “Ben hallederim.” demesini,

“Ben hiçbir şey yapmak zorunda değilim.”

diye anlamayın.

Çünkü bir gün o kadın gerçekten her şeyi kendi başına halletmeye başladığında…

Sizin de artık hayatında olmadığınızı fark edebilirsiniz.

⸻

Kadınlara da söyleyeceklerim var:

Güçlü olun.

Ama kendinizi taşlaştırmayın.

Bağımsız olun.

Ama sevgiye kapınızı kapatmayın.

Çocuklarınızı koruyun.

Ama kendi kalbinizi de unutmayın.

Bir erkeği sevin.

Ama onun hayatını sırtınıza almayın.

Şefkat gösterin.

Ama kendinizi feda etmeyin.

Ve biri size:

“Sen zaten güçlüsün.”

dediğinde bazen gülümseyip şu soruyu sorun:

“Peki sen benim gücümü paylaşmaya mı geldin, yoksa onun arkasına saklanmaya mı?”

İşte cevabı orada anlayacaksınız.

Çünkü gerçek erkek, güçlü kadından korkmaz.

Güçlü kadını kullanmaz.

Onun gücünün arkasına saklanmaz.

Onun yanında kendi ağırlığını da taşır.

Ve gerçek kadın da artık şunu öğrenmiştir:

Ben güçlü olmak zorunda değilim.

Ben sadece kendim olmak istiyorum.

Bazen güçlü…

Bazen kırılgan…

Bazen cesur…

Bazen korkak…

Bazen anne…

Bazen sevgili…

Bazen yalnız…

Bazen şımarık…

Bazen naif…

Ama her şeyden önce kadın.

Çünkü bir kadının en büyük özgürlüğü,

kimsenin ona biçtiği “güçlü kadın” rolünü oynamak zorunda kalmamasıdır.

Güç, takdir görünce şahlanır!
Ama hiçbir kadın yarış atı olmak istemez!
Hadi kalın sağlıcakla!

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
Deneme 2
Deneme 1
X