IOANNA KUÇURADİ: İNSANI, İNSANA EMANET EDEN FELSEFE IOANNA KUÇURADİ: İNSANI, İNSANA EMANET EDEN FELSEFE
Bazı insanlar dünyadan ayrıldığında geride yalnızca eserler bırakmaz. Bir bakış bırakır. Bir ölçü, bir vicdan, hatta insanın kendisine dönüp yeniden bakmasını sağlayan rahatsız edici bir soru bırakır.
Ioanna Kuçuradi benim için böyle bir isimdi.
Maltepe Üniversitesi mezunu biri olarak onun düşünce dünyasıyla aynı akademik iklimin farklı yollarında karşılaşmış olmak benim için ayrıca anlamlı. Bugün felsefeyle daha yakından ilgilenirken dönüp baktığımda, Kuçuradi’nin yıllardır ısrarla işaret ettiği meselenin aslında ne kadar yalın ve ne kadar zor olduğunu daha iyi görüyorum:
İnsanın değeri.
Söylemesi kolay.
Peki yaşaması?
Asıl mesele orada başlıyor.
Çünkü insan haklarından söz etmek kolaydır; karşımızdaki insan bize benzemediğinde onun hakkını savunmak zordur. Etikten söz etmek kolaydır; çıkarımızla vicdanımız karşı karşıya geldiğinde etik kalabilmek zordur. Adaleti istemek kolaydır; adalet bizim hoşumuza gitmeyen biri için gerektiğinde aynı kararlılığı göstermek zordur.
Kuçuradi’nin düşüncesinde beni en fazla etkileyen taraflardan biri tam da budur: İnsanın değerini sloganların içinden çıkarıp düşünsel bir sorumluluğun merkezine yerleştirmesi.
Ben hukukçuyum. Yazıyorum, araştırıyorum, sorguluyorum. Felsefeye de belki tam bu nedenle yaklaştım. Çünkü hukuk bize çoğu zaman “Kural nedir?” diye sorarken felsefe insanın kulağına başka bir soru fısıldıyor:
“Peki doğru olan nedir?”
Bu iki soru her zaman aynı cevaba çıkmayabiliyor.
İşte o aralıkta insanın vicdanı, değerleri ve sorumluluğu başlıyor.
Kuçuradi’den bana kalan en güçlü ilhamlardan biri de insanı kategorilerin önüne koyabilmek oldu. Kadın, erkek, çocuk, yaşlı, “hasta”, sağlıklı, güçlü, güçsüz, çoğunluk, azınlık…
Bütün bu tanımlardan önce bir gerçek var:
İnsan.
Belki benim bugün “canlı hakları” diyerek sınırları daha da genişletmeye çalışmamın düşünsel damarlarından biri de burada yatıyor. Hak meselesini yalnızca belirli grupların meselesi olarak değil, yaşamın ve değerin korunması meselesi olarak görmek…
Kuçuradi bana hazır cevaplar vermedi.
Zaten büyük düşünürlerin işi bize hazır cevaplar vermek değildir.
Bazen tam tersini yaparlar.
Rahatımızı bozarlar.
Doğru bildiklerimizin yanına bir soru işareti koyarlar. “Herkes böyle düşünüyor” dediğimiz yerde durup “Peki herkesin düşünmesi onu doğru yapar mı?” diye sordururlar.
Benim dünyamda bunun adı biraz da normali sorgulamaktır.
Çünkü normal kabul edilen her şey doğru değildir. Yaygın olan her davranış etik değildir. Sessiz kalınan her durum kabul edilebilir değildir. Bir şeyin yıllardır yapılıyor olması da onu kendiliğinden haklı kılmaz.
Bu nedenle Kuçuradi’yi yalnızca akademik dünyanın önemli bir filozofu olarak anmak bana eksik geliyor.
Onu, insanın değerini gündelik hayatın tam ortasına taşıyan bir düşünür olarak hatırlamak istiyorum.
Bir insanın ardından söylenebilecek belki de en güzel şey, onun düşüncelerinin kendisinden sonra da başka insanların zihninde yaşamaya devam etmesidir.
Ioanna Kuçuradi’nin bıraktığı miras da tam burada duruyor.
Kitaplarda elbette.
Üniversitelerde elbette.
Ama en önemlisi, bir başka insana nasıl baktığımızda.
Karşımızdakini yalnızca işimize yaradığı sürece mi değerli buluyoruz?
Güçsüz olduğunda da insan olduğunu hatırlıyor muyuz?
Bizden farklı düşündüğünde de hakkını teslim edebiliyor muyuz?
Kimsenin görmediği yerde de etik davranabiliyor muyuz?
Bence bir filozofu anmanın en anlamlı yolu, onun fotoğrafının altına birkaç güzel cümle yazmaktan fazlasıdır.
Bazen onun bıraktığı soruyu alıp kendi hayatımıza çevirmektir.
Ioanna Kuçuradi’nin ardından ben de kendime o soruyu bırakıyorum:
İnsanın değerinden söz ediyoruz. Peki birbirimize gerçekten değer veriyor muyuz?
Bazı düşünceler sahibinin ömründen daha uzundur.
Çünkü bedenin bir tarihi vardır.
Düşüncenin ise bazen yoktur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Av. Serra Taşköprü Köşe Yazısı: KOŞULSUZ SEVMEK: KAAN KORA 28 Ekim 2026 Çarşamba
- Av. Serra Taşköprü Köşe Yazısı: RUHUMUZUN DA MESAİSİ VAR 10 Ekim 2026 Cumartesi
- Av. Serra Taşköprü Köşe Yazısı: Hayvanlar Hak Sahibi Olabilir mi? 22 Eylül 2026 Salı
- SEVGİNİN TAPUSU KİMDE? 11 Eylül 2026 Cuma