Av. Serra Taşköprü Köşe Yazısı Av. Serra Taşköprü Köşe Yazısı: Hayvanlar Hak Sahibi Olabilir mi?
Hukukun çok ilginç huyları vardır.
Mesela şirketlerin kişiliği vardır. Derneklerin kişiliği vardır. Vakıfların kişiliği vardır. Kâğıt üzerinde kurulmuş birtakım yapıların malvarlığı, hakları, borçları ve mahkemede temsilcileri vardır.
Kediye gelince işler biraz karışır.
Kedi canlıdır, acı çeker, korkar, bağ kurar, kaçar, özler, kendisini korumaya çalışır. Ama hukuk tarihinin önemli bir bölümünde bütün bunlar pek etkileyici bir özgeçmiş sayılmamıştır.
Çünkü insan, hak dağıtma makamına kendisini atamıştır.
Peki hayvanlar hak sahibi olabilir mi?
Bence asıl tartışılması gereken soru budur.
Hak sahibi olabilmek için konuşabilmek gerektiğini söylersek daha ilk virajda duvara çarparız. Bir bebek hakkını tarif edemez. Kendi hakkını kullanamayacak durumda bulunan insanlar da vardır. Buna rağmen onların hak sahibi olduğunu tartışmayız. Hak sahibi olmak ile hakkını bizzat kullanabilmek aynı şey değildir.
Öyleyse hayvanlar bakımından neden hâlâ yalnızca “koruma” dili kullanıyoruz?
Çünkü “hayvanı koruyalım” dediğimizde merkezde hâlâ insan vardır. İnsan koruyan taraftır, hayvan korunandır. İnsan karar verir, hayvan kararın konusudur.
Oysa “hayvanın hakkı vardır” dediğimiz anda sandalye hafifçe sallanır.
Çünkü bu kez hayvan, merhametimizin nesnesi olmaktan çıkıp hukukun öznesi olmaya yaklaşır.
Üstelik mesele hayvanlara insanlara ait bütün hakları vermek değildir. Kedinin seçme hakkını, martının ifade özgürlüğünü, ineğin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını tartışmıyoruz.
Mesele çok daha temel:
Yaşama hakkı, bedensel bütünlüğünün korunması, işkence ve kötü muameleye maruz bırakılmama gibi menfaatler hayvanın kendi hakkı olarak tanınabilir mi?
İşte hukuk açısından heyecan verici soru burada başlıyor.
Belki de gelecekte hayvan hukukunun en büyük dönüşümü cezaların artırılması değil, kullanılan öznenin değiştirilmesi olacak.
“Hayvanlara zarar vermeyin” demekten,
“Hayvanların ihlal edemeyeceğiniz hakları vardır” demeye geçmek.
Küçük bir cümle farkı gibi görünüyor.
Değil.
Biri insanın merhametine sesleniyor.
Diğeri insanın sınırını çiziyor.
Ve hukuk zaten biraz da bunun için yok mu?
Güçlü olanın ne kadar iyi kalpli olduğunu ölçmek için değil, güçsüz olanı güçlünün keyfine bırakmamak için.
Belki bir gün hukuk kitaplarında hayvanlar yalnızca korunması gereken canlılar başlığında değil, doğrudan hak sahipliği tartışmasının içinde yer alacak.
O gün geldiğinde insanlık hayvanlara büyük bir lütufta bulunmuş olmayacak.
Sadece oldukça gecikmiş bir soruyla yüzleşmiş olacak:
Biz hangi hakla, kimin hak sahibi olabileceğine yalnızca kendimiz karar verdik?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Av. Serra Taşköprü Köşe Yazısı: KOŞULSUZ SEVMEK: KAAN KORA 28 Ekim 2026 Çarşamba
- Av. Serra Taşköprü Köşe Yazısı: RUHUMUZUN DA MESAİSİ VAR 10 Ekim 2026 Cumartesi
- IOANNA KUÇURADİ: İNSANI, İNSANA EMANET EDEN FELSEFE 03 Ekim 2026 Cumartesi
- SEVGİNİN TAPUSU KİMDE? 11 Eylül 2026 Cuma