Yazar, Sanat Yönetmeni Ömer Murat Şen Köşe Yazısı Yazar, Sanat Yönetmeni Ömer Murat Şen Köşe Yazısı: TÜRK DEĞERLERİMİZE SAHİP ÇIKMALIYIZ?
Asıl konumuza geçmeden önce küreselleşme üzerinde çok kısa durmak istiyorum. Küreselleşme; çok uluslu şirketlerin dünyayı daha iyi sömürebilmeleri için kendi çıkarlarına engel olarak gördükleri ulusal devletleri ortadan kaldırmalarına denir. Ulusal dillerin eğitim-öğretim ve kültür hayatından çıkarılarak yerine İngilizcenin konulması Küresel Dil olarak adlandırılır. Serbest piyasa ekonomisi; gümrük duvarlarının kaldırılarak ulusal şirketlerin çok uluslu şirketlerle rekabet edememeleri sonucu iflasa sürüklenmeleri. Ayrıca ulus devletleri ayakta tutan kamu iktisadi teşebbüslerinin, özelleştirme ve serbest rekabet gerekçesiyle, yabancılara satılması. Evrensel hukuk; çok uluslu şirketlerin mensup olduğu devletlerin (Avrupa), kendi çıkarlarına göre uyguladığı uluslaraüstü hukukun, ulus devletlerin yasalarının üstüne çıkartılarak, vatandaşa, devletini uluslar arası hukuk kurumlarına şikayet etme hakkının tanınması ve böylece ulus devletin otorite ve egemenliğinin yok edilmesi. Demokrasi ve İnsan Hakları; çok uluslu şirketlerin, parçalamak istedikleri ulusal devlette etnik, kültürel ve dinsel azınlıklar yaratarak ulusu devlete karşı kışkırtarak, ulusal devletin siyasal olarak çözülmesini sağlamalarıdır.
Esas konumuz olan değerler konusuna gelirsek, değerler; dil,tarih, kültür, felsefe,sosyoloji,sosyal psikoloji, ekonomi ve sosyal antropoloji gibi bilimler ile ahlak ve dinin konusudur.
Bir milleti var eden ve onu sonsuza kadar yaşatacak olan onun değerleridir. Değerlerini kaybeden milletlerin kimliklerini de yitirdiklerini tarih bize göstermektedir. Dünyada bunun en acı örneklerini veren yine biz Türklerdir. Örneğin; Türk akınlarıyla başa çıkamayan Çinliler, Türklere karşı kendini savunmak için Çin seddini yapmışlar fakat bu, sorunlarını çözmeyince Türklerle baş etmenin yolunu kültür emperyalizminde bulmuşlardır. Çin kültür emperyalizminin etkisiyle Türkler Çince adlar almış ve Çin kültürünü benimseyerek Türklüklerini kaybetmişlerdir. Köklü bir tarihe ve çok güçlü kültür değerlerine sahip olan Türk milletinin zayıf taraflarından birisi, birlikte yaşadığı toplumların kültürleri içinde asimile olmasıdır. Nitekim Türkler, Orta Asya’da Çinlilerin, İran’da Farsların, Arabistan’da Arapların Avrupa’da çeşitli kavimlerin kültürlerini benimseyerek yok olup gitmişlerdir. Avrupa’da Peçenekler ve Atilla’nın torunları artık bugün yok denilecek kadar azdır sayıları. Sadece Anadolu’da yaşayan Türkler bin yıldır Anadolu’da varlıklarını sürdürmektedirler. Batı kültür emperyalizmi ve onun yerli işbirlikçileri Türklere o kadar düşmandırlar ki, Türklerin adını bile kullanmalarına tahammülleri yoktur. Çünkü bunlar “Türk” değil de “Türkiyeli” diyelim demektedirler. Araba Arap, Fransz’a Fransız, Alman’a Alman, İngiliz’e İngiliz, denecek sadece Türk’e Türk denmeyecektir. Dünya insanlık ailesi içinde üvey evlat kabul edilen Türkler, kendi adlarını kullanma hakkına bile sahip olamayacaklardır. Bunlar dünyada ve Avrupa ülkelerinde söz konu edilmektedir. Türk düşmanları ve onun yerli işbirlikçileri en çok Türk’ün dilini hedef seçmişlerdir. Dil giderse diğer bütün kültür öğeleri de yok olur. Bundaki amaç, Türklüğü yok etmektir. Türkçeden vazgeçmek Türklükten vazgeçmek demektir. Onun için yabancı dilde eğitime, kendisini Türk hisseden, herkesin şiddetle karşı çıkması gerekir. Çünkü yabancı dil öğrenme, yurtdışındaki bilimsel gelişmelere ulaşmak için bir araçtır, amaç değildir. Oysa kültür emperyalizmi yabancı dilde eğitim yapılmasını destekleyerek, yabancı dil öğrenmeyi bir araç olmaktan çıkarıp bir amaç haline getirmiştir. Milletlerin büyüklüğü tarihlerin eskiliği ile anlaşılır. Bir milletin kökleri ne kadar derinlere iniyorsa o millet o kadar büyük bir milletdir.
Türk düşmanları bizi tarihimizden de utandırmak istemektedirler. Uyum yasaları çerçevesinde batılı emperyalistler tarih yazimına da el atmışlardır. Amaç bizi geçmişimizden utandırarak bir aşağılık duygusu yaratmak ve ülkeyi çökertererek el koymaktır. Tarih toplumların hafızası olduğu için yeni nesillere Türk tarihini doğru öğretmek ve gençlere Türk tarihinden modeller sunmak zorundayız.
Batı Kültür Emperyalizminin, Türk Dilini Yok Etme Çabaları
İnsanın yarattığı ilk değer ise onun konuştuğu dilidir. Dil giderse diğer bütün kültür öğeleri de yok olur. Türk düşmanları ve onun yerli işbirlikçileri en çok Türk’ün dilini hedef seçmişlerdir. Bundaki amaç, Türklüğü yok etmektir. Türkçeden vazgeçmek Türklükten vazgeçmek demektir. Türk ulusunun dili olan Türkçe bir taraftan kültür emperyalizminin etkisiyle yabancı kelimelerin istilasına uğramış, öte yandan 1950’lerden sonra Türkiye’de eğitimde Türkçe yerine yabancı dil kullanılmaya başlanmıştır. (Örnekler; Üniversitelerde İngilizce Tıp Bölümü, ve diğer bölümler.)
Son yıllarda kültür emperyalizmi, müzik alanında da kendisini gösterdi. Bugüne kadar lüks lokantalardan çeşitli resmi ve özel kuruluşlara, üniversite kafeteryalarına ve hatta askeri gazinolara kadar çeşitli sosyal mekanlarda İngilizce müzikle beyinler sürekli yıkanmaktadır.
2003 Eurovision şarkı yarışmasında Türkiye, İngilizce bir parça ile birinci yapılmıştır. Neden şimdiye kadar Türkçe müzikle birinci olunamamıştır? Bu sevinilecek ve gurur duyulacak bir durum değil, aksine Türk kültürü açısından üzücü bir olay olarak değerlendirilmelidir. Türkiye’nin yabancı müzikle birinci olmaktansa kendi müziği ile sonuncu olması çok daha iyidir. Bununla Batılılar Türkiye’ye “Eğer aramızda yer almak istiyorsan kendi dilini ve kültürünü inkar etmeli ve kendi kimliğinden utanmalısın” demek istemişlerdir.
Soyut kültür unsurları içinde en başta geleni dil olup diğer kültür unsurlarını da içine almaktadır. Çünkü değerlerin hepsi dille ifade edilir ve eğitim yoluyla gelecek nesillere ve bütün insanlığa aktarılır. Dil, insan bilgi ve deneyimlerini ölümsüzleştirir. Örneğin Göktürk Yazıtları, Kutadgu Bilig, Dede Korkut Hikayeleri, Yunus Emre ve Hacı Bektaş Veli’nin eserleri, Atatürk’ün Nutku ve Demeçleri v.b. eserler,dil ile bugünlere gelmiş ve bizden sonraki kuşaklara ulaşacaktır. Türkler çağdaş kimliklerini, kültürel varlıklarını taşıyan dillerinde bulacaktır. Türk kültürünün temel taşları sayılan bu yapıtlar, Türk ulusunun sonsuza kadar yaşamasını sağlayacaklardır.
“Bir ulusun dili varsa o ulus yaşıyor demektir. Dilini kaybeden veya dilini bilim ve kültür yaşamından çıkaran toplumlar, eninde sonunda asimilasyona uğrayıp yok olmaya mahkumdurlar.” Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
Ey Türk milleti! Sen Arap değilsin, sen İngiliz değilsin, sen Amerikalı değilsin, sen Avrupalı değilsin, Türksün! Türk diline ve değerlerine ve Yüce dinin olan İslamın manasını bilerek sahip çık. Sahip çıkmadığın takdirde, yok olup gidersin. Ömer Murat ŞEN
Sonuç olarak, Dilini de Dinini de kendi dilinde (Türkçe ile) yaşamayı öğren. İslam dinini anlamını bilmeden boş yaşama, Yüce Allahın bizlere emrettiği Yüce Kuran-ı Kerim’in daha manasını bilmiyorsun. Okunan Ezanın manasını bilmeden camiye gidiyorsun. Hiç açıpta ne anlama geliyor. Dedin mi? Oysa Allah (c.c.) Kuran-ı Kerim’in ilk ayetinde OKU! Diyor. (Alak Suresi – ilk beş ayet) “Yaratan Rabbinin adıyla oku.” Mesele Arapçasını okuyup hatim etmek değil manasını bilmek. Hiç düşündün mü? Kuran kursları neden Türkçe anlamını öğretmiyor. Arapça okutuyor. Tek amacı Seni Araplaştırmak, yok etmek. Allahu Teala C.C. mahşerde sen Arapça niye öğrenmedin diye sormayacak.
Nitekim bununla ilgili Peygamber Efendimiz (S.A.V.) ‘in Türkler hakkındaki hadisleride var. Kaşgarlı Mahmut’un sözüne güvenilir Buharalı ve Nişaburlu iki imamdan işittiğine göre, peygamber kıyamet belirtilerini, ahir zaman karışıklıklarını ve Oğuz Türklerinin ortaya çıkacaklarını söylediği sırada, “Türk dilini öğreniniz, çünkü onların uzun sürecek egemenlikleri vardır.” Buyurmuş. (Divanü Lügati’t- Türk- Kaşgarlı Mahmut, S.15-16)
Kuran-ı Kerim Maide Suresi 54. Ayet ise Türklere işaret etmektedir. “Ey İman Edenler! Sizden kim dininden dönerse, Allah onların yerine yakından öyle bir nesil getirecek ki Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Mü’minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler ve kendilerine dil uzatan hiçbir kimsenin kınamasından korkmazlar.”
Kuran-ı Kerim’de hiçbir ayetinde Arapça dışında okunması yasaktır veya Arapça dışında ibadet yapılması yasaktır diye bir emri yoktur. Türkçe ibadet yapmak günah değildir.
Ne güzel söylemiş Karamanoğlu Mehmet Bey;
“Şimden gerü hiç gimesne divanda, dergahta, bergahta ve dahi her yerde Türk dilinden özge söz söylemeye.
“Bugünden sonra divanda, dergahta, çargahta, mecliste ve meydanda Türkçe’den başka dil kullanılmayacaktır.” (13 Mayıs 1277)
Bir gün Arap heyeti Türkiye’ye gelmiş. Camide Kuran-ı Kerim okunuyor. Bizimkiler hü-hü-hü ağlıyor. Araplar sormuş; ya bunlar niye ağlıyor. Demişler ki, kuran-ı kerim okunuyor ona ağlıyorlar. Araplar demiş ki, ya okunan Kuran-ı Kerim de miras hukukundan bahsediyor. Bunda ağlanacak ne var ki demişler. İşte meselenin özeti budur.
Ey Türk Budunu! Titre ve Özüne dön.
Buradan özümüze, dilimize, dinimize sahip çıkan Atalarımızı, ecdadımızı saygı ve rahmetle anıyorum. Mekanları Uçmağ tinleri şad bolsun…
Ömer Murat ŞEN
Yazar / Sanat Yönetmeni