Mustafa Söğüt
Mustafa Söğüt

Şair Yazar Mustafa Söğüt Köşe Yazısı: MÜSLÜMAN, ELİNDEN VE DİLİNDEN EMİN OLUNAN İNSANDIR Şair Yazar Mustafa Söğüt Köşe Yazısı: MÜSLÜMAN, ELİNDEN VE DİLİNDEN EMİN OLUNAN İNSANDIR

01 Ekim 2026 19:00
Şair Yazar Mustafa Söğüt Köşe Yazısı: MÜSLÜMAN, ELİNDEN VE DİLİNDEN EMİN OLUNAN İNSANDIR

 

İslam dini yalnızca ibadetlerden, şekillerden ve sözlerden ibaret değildir. İslam; insanın ahlakına, davranışlarına, konuşmasına, çevresindeki insanlarla kurduğu ilişkilere ve toplumsal hayattaki duruşuna yön veren büyük bir hayat nizamıdır.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) bizlere bıraktığı en önemli ahlak ölçülerinden biri şu anlamdaki hadis-i şerifidir:

“Müslüman, Müslümanların dilinden ve elinden emin olduğu kimsedir.”

Bu kısa fakat son derece derin ifade, aslında Müslüman olmanın yalnızca kişinin kendisiyle Rabbi arasındaki bir ilişki olmadığını, aynı zamanda insanlara karşı da büyük bir sorumluluk taşıdığını göstermektedir.

Bir insan namazını kılabilir, orucunu tutabilir, ibadetlerini yerine getirebilir. Ancak diliyle insanları kırıyor, hakaret ediyor, iftira atıyor, dedikodu yapıyor, insanların arkasından konuşuyor veya eliyle başkalarına haksızlık ediyorsa İslam ahlakının önemli bir yönünü ihmal ediyor demektir.

Çünkü gerçek dindarlık, yalnızca ibadet anlarında değil, günlük hayatın içerisinde ortaya çıkar.

Dil Bazen Elden Daha Fazla Yaralar

İnsan bedenindeki küçücük bir organ olan dil, bazen çok büyük yaraların sebebi olabilir.

Bir söz insanı hayata bağlayabilirken başka bir söz insanın yıllarca unutamayacağı bir yara bırakabilir.

Hakaret etmek, aşağılamak, küçük düşürmek, kötü lakap takmak, iftira atmak, dedikodu yapmak, insanların özel hayatlarını konuşmak, toplum içerisinde bir insanı rencide etmek…

Bunların tamamı dil aracılığıyla gerçekleşir.

Kimi zaman insanlar söyledikleri sözleri önemsemezler.

“Ben sadece söyledim.”

“Şaka yaptım.”

“Sinirliydim.”

“Gerçekleri söyledim.”

gibi cümlelerle yaptıkları kırgınlığı küçümsemeye çalışırlar.

Oysa karşı tarafın kalbinde açılan yaranın büyüklüğünü bilemeyiz.

Bir insan belki sizin söylediğiniz bir sözü birkaç dakika içerisinde unutabilir. Başka biri ise aynı sözü yıllarca zihninde taşıyabilir.

Bu nedenle Müslüman, konuşmadan önce düşünmelidir.

Söyleyeceğimiz söz doğru mu?

Gerekli mi?

Bir insanın onurunu incitir mi?

Bir kalbi kırar mı?

İnsanların arasını bozar mı?

Bu soruların cevabını düşünmek İslam ahlakının gereğidir.

Gıybet Toplumun Sessiz Zehirlerinden Biridir

Günümüzde en fazla normalleştirilen davranışlardan biri gıybettir.

İnsanların olmadığı ortamlarda onların kusurlarını konuşmak, özel hayatlarını tartışmak, hatalarını büyütmek ve başkalarının yanında onları küçültmek çoğu zaman sıradan sohbetlerin parçası hâline gelmiştir.

Oysa bir toplumda sürekli insanların arkasından konuşuluyorsa orada güven duygusu zamanla ortadan kalkar.

Bugün sizin yanınızda bir başkasının dedikodusunu yapan kişi, yarın başka bir ortamda sizin hakkınızda konuşabilir.

İşte bu nedenle Müslüman toplumunda güven son derece önemlidir.

İnsanlar birbirlerinin yanında olmadığı zamanlarda bile birbirlerinin hukukunu koruyabilmelidir.

Gerçek kardeşlik budur.

Sosyal Medyada Dilimizin Yerini Parmaklarımız Aldı

Eskiden insanlar birbirlerine çoğunlukla yüz yüze veya sözlü olarak zarar verebiliyordu.

Bugün ise sosyal medya hayatımıza girdi.

Artık bir insanı kırmak için karşısına çıkmaya bile gerek kalmadı.

Bir yorum…

Bir paylaşım…

Bir mesaj…

Bir fotoğrafın altına yazılan küçümseyici bir cümle…

Binlerce insanın gördüğü bir itham…

Bazen bir insanın itibarını birkaç dakika içerisinde zedeleyebiliyor.

Bu nedenle Peygamber Efendimizin “dilinden ve elinden emin olunan insan” ölçüsü günümüzde daha da geniş bir anlam taşımaktadır.

Bugün klavye de elimizin bir uzantısıdır.

Telefonumuz da elimizin bir uzantısıdır.

Sosyal medya hesabımız da kullandığımız dilin bir başka şeklidir.

Dolayısıyla gerçek hayatta söylemeye utanacağımız bir sözü sosyal medyada yazmak da ahlaki sorumluluğumuzu ortadan kaldırmaz.

Müslüman, sosyal medyada da insan onuruna saygı göstermelidir.

Elinden Emin Olunmak Ne Demektir?

Hadis-i şerifte yalnızca dilden değil, elden de söz edilmektedir.

El, insanın yaptığı bütün fiillerin sembolüdür.

Bir insanı dövmek veya fiziksel olarak zarar vermek elbette bunun en açık örneğidir.

Fakat mesele bununla sınırlı değildir.

Bir insanın malına zarar vermek…

Hakkını gasp etmek…

Emeğinin karşılığını vermemek…

Yetkiyi kötüye kullanmak…

Haksız kazanç sağlamak…

Birisinin önünü haksız yere kesmek…

Zayıfın hakkını güçlüye teslim etmek…

Bunların tamamı başkasına zarar vermenin farklı biçimleridir.

İslam ahlakının temelinde ise adalet vardır.

İnsan güçlü olduğunda değil, gücünü kullanabileceği hâlde haksızlık yapmadığında gerçek ahlakını gösterir.

İyi Müslüman Güven Veren İnsandır

Bir Müslümanın bulunduğu ortamda insanlar kendilerini güvende hissetmelidir.

Komşusu ondan korkmamalıdır.

Arkadaşı sırrının yayılacağından endişe etmemelidir.

İş arkadaşı hakkının yenileceğini düşünmemelidir.

Ailesi kötü sözlere maruz kalmamalıdır.

Çevresindeki insanlar onun öfkesinden, hakaretinden veya zulmünden çekinmemelidir.

Çünkü Müslümanlık aynı zamanda güven insanı olmayı gerektirir.

Bir insan geldiğinde çevresindeki insanlar rahatlıyorsa, onun yanında sırlarını paylaşabiliyorsa, onun adaletinden şüphe etmiyorsa işte o zaman güzel ahlakın önemli bir yönü ortaya çıkmış olur.

Kırmak Kolay, Tamir Etmek Zordur

Bir bardağı yere düşürdüğümüzde birkaç saniye içerisinde kırılır.

Fakat onu eski hâline getirmek çoğu zaman mümkün değildir.

İnsan kalbi de böyledir.

Bir insanın kalbini kırmak birkaç saniyelik bir söze bakabilir.

Fakat o kırgınlığı gidermek bazen aylar, bazen yıllar alabilir.

Bu nedenle özür dilemek elbette çok değerlidir ancak esas olan, özür dilemek zorunda kalacağımız davranışlardan mümkün olduğunca uzak durmaktır.

İnsan her gece kendisine şu soruları sorabilmelidir:

Bugün kimi kırdım?

Birinin arkasından konuştum mu?

Bir insana haksızlık yaptım mı?

Söylediğim bir söz bir kalbi incitti mi?

Birinin hakkına girdim mi?

Bazen en büyük ibadetlerden biri insanın kendi vicdanıyla yaptığı bu hesaplaşmadır.

Merhamet Müslümanın En Güzel Süslerinden Biridir

İnsanları kırmamanın temelinde merhamet vardır.

Karşımızdaki insanın da bizim gibi duyguları olduğunu düşündüğümüzde davranışlarımız değişir.

Her insanın görünmeyen bir mücadelesi vardır.

Kimisi ekonomik sıkıntılar yaşar.

Kimisi aile problemleriyle uğraşır.

Kimisi hastalıkla mücadele eder.

Kimisi yalnızlık içerisinde yaşamaya çalışır.

Kimisi dışarıdan gülerken içerisinde büyük acılar taşır.

İşte bu yüzden insanlara karşı daha anlayışlı olmak gerekir.

Belki bir güzel sözümüz bir insanın gününü değiştirebilir.

Belki bir tebessümümüz yalnız bir insanın yüreğine dokunabilir.

Belki affettiğimiz bir hata yıllardır süren bir kırgınlığı sona erdirebilir.

Müslümanlığımız İnsanlara Davranışımızda Görünmeli

Din yalnızca camide değil, sokakta da yaşanır.

Din yalnızca namazda değil, ticarette de yaşanır.

Din yalnızca oruçta değil, komşulukta da yaşanır.

Din yalnızca dua ederken değil, öfkelendiğimiz zaman da yaşanır.

Bir insanın gerçek ahlakı çoğu zaman kızdığı zaman ortaya çıkar.

Sinirlendiğinde hakaret ediyor mu?

Güçlü olduğunda zulmediyor mu?

Kendisine kötülük yapıldığında daha büyük kötülükle karşılık mı veriyor?

Yoksa sabır, adalet ve merhamet ölçülerini koruyabiliyor mu?

Asıl sınav budur.

Toplumun En Büyük İhtiyacı Güvendir

Bugün dünyada teknolojinin gelişmesine rağmen insanların birbirlerine olan güvenlerinin azaldığını görüyoruz.

Aile içerisinde güven…

Komşular arasında güven…

Ticarette güven…

Siyasette güven…

Arkadaşlıkta güven…

Toplum hayatının temel taşı güvendir.

Güven olmadığı zaman insanlar birbirlerinden uzaklaşır.

Şüphe çoğalır.

Kavgalar artar.

Toplumun huzuru bozulur.

Bu nedenle Peygamber Efendimizin asırlar önce bildirdiği bu ahlak ölçüsü yalnızca bireysel değil, aynı zamanda büyük bir toplumsal reçetedir:

İnsanlar birbirlerinin elinden ve dilinden emin olmalıdır.

Önce Kendimizden Başlamalıyız

Çoğu zaman toplumdaki kötülüklerden şikâyet ederiz.

“İnsanlık kalmadı.”

“Kimse kimseye saygı göstermiyor.”

“İnsanlar çok değişti.”

deriz.

Fakat değişimin en güzel başlangıç noktası insanın kendisidir.

Başkalarının dilini değiştiremeyebiliriz fakat kendi dilimizi kontrol edebiliriz.

Başkalarının davranışlarını değiştiremeyebiliriz fakat kendi elimizi haksızlıktan uzak tutabiliriz.

Başkalarının kalbini değiştiremeyebiliriz fakat kendi kalbimizi merhametle doldurabiliriz.

Toplum dediğimiz yapı da zaten tek tek insanların davranışlarından meydana gelir.

Bir insan değişir.

Bir aile değişir.

Bir mahalle değişir.

Bir toplum değişir.

Son Söz

Müslüman olmak yalnızca bir kimlik taşımak değildir.

Müslümanlık aynı zamanda güvenilir olmaktır.

Adaletli olmaktır.

Merhametli olmaktır.

Kul hakkından sakınmaktır.

İnsanların onurunu korumaktır.

Kırmamaktır.

İncitmemektir.

Ve gerektiğinde susabilmeyi bilmektir.

Peygamber Efendimizin (s.a.v.) işaret ettiği ölçü bugün de bütün açıklığıyla önümüzde durmaktadır:

İnsanlar bizim elimizden ve dilimizden emin olabiliyor mu?

Belki de her Müslümanın zaman zaman kendisine sorması gereken en önemli sorulardan biri budur.

Çünkü güzel ahlak, yalnızca güzel söz söylemek değildir.

Güzel ahlak; söylediğimiz sözün ve yaptığımız işin başka bir insanın hayatında nasıl bir iz bıraktığını düşünerek yaşamaktır.

Unutmamalıyız ki gönül yapmak da bizim elimizdedir, gönül yıkmak da…

Ve iyi bir Müslümana yakışan, insanların gönlünde yara değil; güven, merhamet ve güzel bir iz bırakmaktır.

YORUMLAR
  • Toplam 1 yorum
Hayri Bostan 20:04 - 01 Ekim 2026

Kalemine yüreğine sağlık kardeşim. Allah razı olsun.

0 Beğenmedim

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
Black Coffe & Tea
Uluslararası Milli Görüş Yardım Organizasyonu - İMG Türkiye
X