Eğitimci Yazar Hayri Bostan Köşe Yazısı: KİTAP FUARLARI Eğitimci Yazar Hayri Bostan Köşe Yazısı: KİTAP FUARLARI
Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı ilk kez 1983 yılında Sultanahmet Camii avlusunda düzenlenmiştir. O zamanlar ramazan bu aylara denk geliyordu. İstinye’de bulunan Sarıyer İmam Hatip Lisesi’nden Sultanahmet’e gitmek hayli meşakkatliydi ama neredeyse fuarın her günü orada olurduk. Stantları gezer, yazarlarla sohbet eder, fotoğraflar çekilirdik. Adım başı tanıdık yüzlerle karşılaşırdık. Fuarın en güzel yanı da bana göre buydu.

Daha sonra tadilat dolayısıyla Kitap Fuarı Fatih Camii avlusuna alınmıştı. Oraya da giderdik. TÜYAP Kitap Fuarları Şişhane’de yapılırdı. Sonraki yıllarda Beylikdüzü’ne alınmıştı. Arkadaşlarla toplanır giderdik. Gez gez bitmeyen stantlar. Eşantiyon dağıtan yayınevlerinden topladığımız poşetler dolusu hediyeleri ellerimizde taşırdık.
Kocaeli Kitap Fuarı ilk kez 2009 yılında düzenlenmişti. Muhteşem açılışlar olurdu. Neredeyse her gün giderdim. O kadar çok kitap alırdık ki onları yıl boyu okuyup bitirmeye yetiştiremiyor, bir sonraki yıllar yeni kitaplar alırdık.
Bu yıl Kocaeli Kitap Fuarı’nın 16.cısı düzenleniyor. Akşam Kongre Merkezi’nde çok güzel bir açılış yapıldı. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanının ve Kocaeli Valisi’nin hocaları Prof. Dr. Ahmet Güner Sayar’ın konuşması çok güzeldi. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükanıt’ın içtenlikli konuşması da çok hoştu.
Kocaeli Kitap Fuarı’nın bu yılki teması “Romanların ve hatıraların izinde”
Gerek yapılan tanıtımlar gerek bu akşamki fuarın açılış gecesi tek kelimeyle muhteşemdi. Sahne düzenlemesi, ses ve ışık düzenlemeleri, her şeyiyle kusursuzdu. Hava yağışlı olmasına karşın katılım da çok güzeldi. Salon hıncahınç doluydu. Aklıma sevgili Peygamberimiz (sav)’in “Müslümanın yaptığı işe özen göstermesinden Allah hoşnut olur” (ان العبد اذا عمل عملا يحب الله ان يتقنه). Emeği geçenleri kutluyorum. Yayınevlerinin stantları düzenlenmiş bugüne hazır hale getirilmişti. Bu ülkede bunca güzel iş yapılırken bazı yanlış yapanlar yüzünden toptan karalamalar hiç hoş olmuyor. “Marifet iltifata tabidir. Kıymeti bilinmeyen meta zayidir.” Altmış beş yaşımızı aştığımız için bütün ulaşım araçları bize ücretsiz. Mahalleden 11’e bindim, Gar’da indim ve tramvaya bindim Kongre Merkezi’nde indim. Karşıya geçmek için üst geçit var. İki yanında da asansörler var. Hava yağışlı olduğu için çok katılım olmaz diye düşünüyordum. Yanılmışım. Salonun girişinde hıncahınç bir kalabalık kapıların açılmasını bekliyordu. Akşam namazı vakti girdi ve kapılar hala açılmamıştı. Mescide gittim, namazımı kıldım döndüm. O kalabalıktan eser yoktu. Salona geçtim. Muhteşem bir kalabalık. Kendime bir yer buldum ve oturdum. Sahne düzeni, ses sistemi, ışık sistemi yenilenmiş. Her şeyiyle kusursuz bir hazırlık yapılmış.

Aklım hep eskilere gidiyor. Bu tramvay yapılacağı zaman ne kadar çatlak sesler çıkıyordu. Tramvaydan en çok yararlanacak Yahya Kaptan sakinleri en çok tepki gösteriyorlardı. Tramvay güzergahındaki ağaçları bahane ediyorlardı. Planlama değiştirildi ve o bahane de ellerinden alındı. Hep böyle olmuştur. İstanbul Boğazı’na Boğaz köprüsü (Şehitler Köprüsü) yapılacağı zaman nasıl da karşı çıkıyorlardı. O kafalara kalsa Asya ile Avrupa arasındaki trafik hala Harem İskelesi’nden Sirkeci’ye çalışan feribotlarla sağlanacaktı. Rahmetli Turgut Özal Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü yaptıracağı zaman ayni teranelerle karşı çıkmışlardı. Yavuz Sultan Selim Köprüsü yapılacağı zaman köprünün adı tartışılırken son derece yüz kızartıcı ifadeler kullanıyorlardı. Taksim’e cami yapılacağı zaman da Çamlıca Camii yapılacağı zaman da aynı şeyleri yaşadık. Son zamanlara kadar Çanakkale Boğazı sadece feribotla trafiği taşıyordu. Ateşli tartışmalara karşın Çanakkale Boğazı’na da asma köprü yapıldı. Osmangazi Köprüsü yapılacağı zaman o kadar tartışmalar yaşandı ki bu köprü asla yapılamaz diye düşünüyordum. O da yapıldı ve ona bağlı İstanbul İzmir Otoyolu da yapıldı.
Ülke olarak sıkıntılarımız var. Benim yaşımda olanlar bu ve benzeri sıkıntıların çok daha büyüklerini yaşadığımızı çok iyi hatırlayacaklardır.
Çok yakın bir eskiden Kocaeli pis kokulu, gecekondularla dolu, bakımsız, silik bir şehirdi. Bugün artık ışıl ışıl bir Kocaeli şehrimiz var. Emeği geçenlerden, katkısı olanlardan Allah razı olsun. Önceki başkan İbrahim Karaosmanoğlu zamanında Belediye’nin bir sloganı vardı: Çalışınca oluyor. Bunu muhalifler “Çalınca oluyor”a çevirmişlerdi.
Amacım kimseyi aklamak ya da karalamak değil. Toplum psikolojimize dikkat çekmek istiyorum.
Sitemizde merkezi ısınma sistemi var. Birkaç gündür havalar biraz soğudu. Merkezi ısınma açılsın açılmasın tartışmasını yaşadık. Yöneticimiz çok deneyimli, yapıcı bir insan. Bir anket düzenledi. Açılsın diyenler, açılmasın diyenler. Bu sefer okumuş yazmış kesimlerden yaşlıca bir bayan “ısınma açılmasın” diyenler çoğunlukta olsa da açılmalıdır. Her zaman çoğunluğun istediği değil, azınlığın istediği olur diye yazdı. Şimdi bu kafalarla nasıl uzlaşı sağlayacaksınız. Yönetici de son karar olarak dün sitenin tamamında ısınmaları açtı ve tartışma da bitti. Bundan da anladığım demokrasi bize biraz fazla geliyor. Herkesin kendi istediğini yapması demokrasi değildir bence. Nitekim Şehitler Köprüsü bütün o tartışmalara karşın bitirildi ve 29 Ekim 1973’te, Cumhuriyetimizin 50. Yılında açıldı. Ama onca tartışmalara rağmen yapımı başarılan bu köprünün açılış törenine köprünün asıl banisi Süleyman Demirel davet edilmemişti. 1971 askeri muhtırasıyla görevden uzaklaştırılmıştı. Bunları asla unutmamak lazım. Atalarımızın bir sözü var: “İt ürür kervan yürür”. Hep öyle oldu ve sanırım öyle de olacak.
Aklım kitap fuarında; ama maalesef sağlık durumum müsait değil. Belim ağrıyor. Dün akşam da çok yoruldum. Şimdi tramvay durağında karşıya sel gibi insanların aktığını hayal ediyorum ve içimden “şimdi orada olmak vardı anasını satayım” demek geçiyor. Gençler, yetişkinler, yaşlılar, kadınlar, kızlar stantları dolaşıyordur şimdi Sivil toplum stantlarında da tanıdık yüzlere rastlamak mümkündür.
Yeni yazarlarımız da var. Genel olarak bir şey söylemek gerekirse şunu vurgulamak isterim. Son yıllarda nice il milli eğitim müdürlüğü, üniversite hocalığı, yazarlık yapanlar var. Ne yazdıklarına kendilerini kaptırıp dil inceliklerine dikkat etmeyenler var. Akşamki programda konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın dilin önemine de değindi. Kendisine çok teşekkür ediyorum. Sanat ve edebiyat ne yazdığınız kadar nasıl yazdığınızın da önem taşıdığı bir eylemdir. İl Milli Eğitim Müdürlüğü yapmış, okul müdürü olarak görev yapmış; hatta edebiyat öğretmenliği yapmış birçok arkadaşımızda da bu özensizliği görüyoruz. İsmin de hali ile dahi anlamındaki de’yi ayırt edemeyen insanlar böyle makamları işgal eder oldular. Dil dil bilgisi çalışarak gelişmez. Çok okumakla gelişir. Dil titizliği, giyim-kuşam güzelliği, davranış güzelliği birbirini tamamlar. Bir çiçekle yaz gelmez.
Okul müdürlerimiz, öğretmenlerimiz kitap fuarına toplu geziler düzenlemeliler. Gençlerimiz kitapları bir arada görsünler, yazarlarımızla tanışsınlar, birbirleriyle kaynaşsınlar.
Bol kitaplı, bol okuyuculu, bol dinleyicili kitap günleri diliyorum. Fuarın süresi sekiz gün. Bugün başladı, haftaya pazar günü bitecek. Bu güzel fırsatı herkesin iyi değerlendirmesini diliyorum.
03.10.2026 Cumartesi
HAYRİ BOSTAN
- Toplam 1 yorum
Mustafa Aydın. 21:59 - 04 Ekim 2026
Harika bir yazı. Tebrik ederim.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Eğitimci Yazar Hayri Bostan Köşe Yazısı: CUMHURİYETİMİZİN KURULUŞUNUN 103. YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN 28 Ekim 2026 Çarşamba
- Eğitimci Yazar Hayri Bostan Köşe Yazısı: HARAMLA ABAD OLUNMAZ 27 Ekim 2026 Salı
- Eğitimci Yazar Hayri Bostan Köşe Yazısı: OKUNASI KİTAPLAR 17 Ekim 2026 Cumartesi
- Eğitimci Yazar Hayri Bostan Köşe Yazısı: ÖLÜME HAZIR OLMAK 07 Ekim 2026 Çarşamba
- Eğitimci Yazar Hayri Bostan Köşe Yazısı: Dünyaya Abanmak 26 Eylül 2026 Cumartesi
- Hayri Bostan Köşe Yazısı: Bilgi Sahibi Olmadan, Fikir Sahibi Olmak 20 Eylül 2026 Pazar
- "HAYATIMIZIN FİNAL SEYAHATİ GİBİ" 14 Eylül 2026 Pazartesi