Filiz Altun ile Farklı Taraf
Filiz Altun

Filiz Altun ile Farklı Taraf Filiz Altun Köşe Yazısı: “Küçük Kariyerler” Gölgesinde Büyük Vicdanlar

25 Eylül 2026 22:50
Filiz Altun Köşe Yazısı: “Küçük Kariyerler” Gölgesinde Büyük Vicdanlar

 

Dünya, başarı hikâyelerinin, unvanların, makamların ve kişisel hırsların peşinde hızla ilerliyor. Herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyor. Daha iyi bir pozisyon, daha güçlü bir çevre, daha görünür bir kariyer, daha fazla kazanç...

Kariyer basamaklarını çıkarken çoğu zaman bize öğretilen şey, düşmemek. Ama belki de asıl soru şu:

Yukarı çıkarken neyi geride bırakıyoruz?

Vicdanımızı mı? Sessizliğimizi mi? Yoksa insanlığımızı mı?

Geçtiğimiz günlerde Emmy ödüllü sanatçı Hannah Einbinder’in söylediği bir cümle, bütün bu soruları yeniden düşünmeme neden oldu:

“I am under no impression that my small career could ever measure up in comparison to even one human life.”

“Küçük kariyerimin, tek bir insan hayatıyla kıyaslandığında asla boy ölçüşebileceği gibi bir izlenim içinde değilim.”

Ne kadar kısa... Ama ne kadar ağır bir cümle. Çünkü bugün kariyerlerimize, sahip olduğumuz unvanlara ve içinde bulunduğumuz çevrelere öyle büyük anlamlar yüklüyoruz ki bazen bunların, bir insan hayatından daha önemli olabileceği yanılgısına düşüyoruz.

Bir sanatçı için kariyer...

Bir iş insanı için şirket...

Bir yönetici için makam...

Bir profesyonel için itibar...

Bir insan için sosyal çevresi...

Hepsi değerli olabilir. Ama hiçbirinin değeri bir insan hayatının önüne geçmemeli.

Tam da burada Filistin’de yaşananlar, gözlerimizin önünde duran ağır bir gerçeği yeniden hatırlatıyor.

Çocukların öldüğü, ailelerin evlerini kaybettiği, insanların enkaz altında kaldığı bir dünyada; bazı insanların hâlâ kariyerlerinin, ilişkilerinin veya konfor alanlarının zarar görmemesi için susmayı tercih edebilmesi, üzerinde düşünülmesi gereken bir insanlık meselesidir.

Çünkü bazen susmak tarafsızlık değildir. Bazen susmak, yalnızca kendi hayatımızın düzenini bozmamayı seçmektir.

Oysa insan olmak, yalnızca kendi hayatımızı yaşamak değildir. Başkasının acısını görebilmek, onu kendimizden tamamen uzak bir mesele olarak görmemek ve gerektiğinde kendi konforumuzdan vazgeçebilmektir.

Belki de Hannah Einbinder’in cümlesindeki asıl güç burada saklı.

“Küçük kariyerim...”

Kendisine ait olanı küçültüyor.

“Tek bir insan hayatı...”

Karşısındakinin hayatını büyütüyor.

Ve bize çok basit bir soru bırakıyor:

Bir insan hayatı ile kendi çıkarımız, kariyerimiz veya konforumuz karşı karşıya geldiğinde hangisini seçiyoruz?

Çünkü kariyerler değişir. Unvanlar gelir ve gider. Makamlar el değiştirir. Bugün çok önemli gördüğümüz insanlar, yarın hayatımızdan çıkabilir. Ama insanın başka bir insanın hayatına karşı aldığı tavır, geride çok daha kalıcı bir iz bırakır.

Belki de gerçek başarı, herkesin önünde yükselmek değildir. Bazen gerçek başarı, yükselirken başkalarının hayatını ezmemektir. Bazen güçlü olmak, sesini yükseltmek değil; doğru yerde susmamayı göze almaktır.

Ve bazen insanın sahip olduğu en büyük kariyer, kartvizitinde yazan unvan değil, arkasında bıraktığı vicdandır.

Çünkü bazı kariyerler gerçekten küçüktür. Onları büyük gösteren yalnızca taşıdıkları unvanlardır.

Bazı vicdanlar ise hiçbir makam taşımadan çok daha büyüktür.

Belki de hayatın sonunda bize sorulacak soru;

“Ne kadar yükseldin?”

olmayacak.

Asıl soru şu olacak:

“Yükselirken insan kalabildin mi?”

Filiz Altun Köşe Yazarı

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
Deneme 2
Deneme 1
X