Filiz Altun ile Farklı Taraf
Filiz Altun

Filiz Altun ile Farklı Taraf Filiz Altun ile Farklı Taraf: SKORUN ÖTESİNDE

17 Ekim 2026 19:08
Filiz Altun ile Farklı Taraf: SKORUN ÖTESİNDE

 

Filiz Altun / Uluslararası Eğitim & Ticaret Uzmanı

Beşiktaş’ın Avrupa sahnesindeki galibiyetiyle yüzümüz biraz olsun güldü. Uzun süredir beklediğimiz bu sevinç, aynı zamanda düşündürücü bir gerçeği de hatırlattı: Avrupa karşılaşmalarında alınan galibiyetleri neden artık sıradan bir sonuç olarak değil, özlediğimiz bir başarı olarak karşılıyoruz?

Futbolda kazanmak da kaybetmek de var. Ancak büyük bütçelerin, yüksek maliyetli transferlerin ve milyonlarca taraftarın desteğinin bulunduğu bir ortamda, Avrupa’da daha istikrarlı sonuçlar beklemek de en doğal hakkımız.

Peki, futbola yapılan bunca yatırıma rağmen neden arzu ettiğimiz noktada değiliz?

Para var, peki ya sistem?

Türk futbolunda ekonomik hareketlilik büyük. Transferler, sponsorluklar ve yayın gelirleriyle oluşan bu devasa yapı, beraberinde önemli bir sorumluluk da getiriyor: Kaynakları ne kadar doğru kullanıyoruz?

Başarıyı yalnızca transfer edilen yıldızlarla ölçmek, futbolun asıl ihtiyaçlarını gözden kaçırmamıza neden olabilir. İstikrarlı yönetimler, doğru kadro planlaması, teknik disiplin ve güçlü altyapılar olmadan yüksek bütçelerin kalıcı başarıya dönüşmesi kolay değil.

Özellikle genç oyuncularımızın gelişimi üzerinde daha fazla durmalıyız. Kendi yeteneklerimizi yetiştirmek yerine her sezon yeni transferlerle sonuç almaya çalışmak, uzun vadede kulüplerimizi zorlayan bir döngü yaratabilir.

Avrupa’da rekabet etmek istiyorsak yalnızca iyi futbolcular satın almayı değil, onları yetiştiren ve geliştiren bir sistem kurmayı da başarmalıyız.

Çünkü para imkân yaratır; başarıyı ise o imkânın nasıl değerlendirildiği belirler.

Başarı neden futbolla sınırlı bir gündem yaratıyor?

Spor kültürümüzde dikkat çeken bir başka durum da futbolun gündemdeki ağırlığı. Bir transfer haberi, hakem kararı veya maç sonucu günlerce tartışılırken diğer branşlarda kazanılan uluslararası başarılar aynı ilgiyi göremeyebiliyor.

Oysa son dönemde Türk sporunun gurur duyacağımız sonuçları var.

2026 yılında millî boksörlerimiz Avrupa Şampiyonası’nda madalyalar kazanarak ülkemizi başarıyla temsil etti. Güreş, tekvando, halter ve okçuluk gibi branşlarda da sporcularımız uluslararası arenada mücadelelerini sürdürüyor.

Bu başarıların arkasında yıllarca süren antrenmanlar, fedakârlıklar ve büyük bir disiplin var. Ancak bu sporcularımızın hikâyeleri, futboldaki bir tartışma kadar gündem oluşturamayabiliyor.

Elbette futbolun geniş taraftar kitlesi ve ekonomik büyüklüğü bu ilgide etkili. Mesele futbolu daha az konuşmak değil; diğer branşların başarılarına da hak ettikleri yeri açmak.

Bir dünya şampiyonası finali, bir Avrupa madalyası veya uluslararası bir şampiyonluk da ülkemizin ortak gururu olmalı.

Geleceğe yatırım yapmak

Sporun geleceği yalnızca profesyonel kulüplerin bütçeleriyle şekillenmiyor. Çocukların küçük yaşta sporla tanışması, okullardaki imkânların geliştirilmesi, nitelikli antrenörlerin yetiştirilmesi ve genç yeteneklere fırsat verilmesi de büyük önem taşıyor.

Başarıyı bir sezonun sonuçlarıyla sınırlı görmemeliyiz. Her mağlubiyetten sonra bütün sistemi değiştirmek veya her galibiyetten sonra sorunların çözüldüğünü düşünmek yerine, uzun vadeli hedeflere odaklanmalıyız.

Kulüplerimizin kaynaklarını nasıl kullandığını, altyapılarına ne kadar yatırım yaptığını ve genç sporculara ne ölçüde fırsat sunduğunu daha fazla sorgulamalıyız. Aynı zamanda farklı branşlardaki sporcularımızın başarılarını daha görünür kılmalıyız.

Çünkü spor, yalnızca kazananların ve kaybedenlerin konuşulduğu bir alan değil; gençlere disiplin, özgüven ve mücadele kültürü kazandıran önemli bir toplumsal değerdir.

Bir galibiyetten daha fazlası

Beşiktaş’ın galibiyetine sevinelim. Avrupa’da mücadele eden takımlarımızı destekleyelim. Ancak bu sevincin ardından, futbolumuzun neden daha istikrarlı bir başarı yakalayamadığını da sorgulayalım.

Yüksek bütçeler kadar doğru planlamaya, yıldız transferler kadar güçlü altyapılara, futbol kadar diğer spor branşlarına da ihtiyacımız var.

Türkiye’nin spor potansiyeli yalnızca yeşil sahalarla sınırlı değil. Bunu voleybolda, boksta, basketbolda ve daha pek çok branşta elde ettiğimiz sonuçlarla görüyoruz.

Artık başarıyı yalnızca skor tabelasında aramak yerine, o skoru mümkün kılan sistemi de konuşmalıyız.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
Deneme 2
Uluslararası Milli Görüş Yardım Organizasyonu - İMG Türkiye
X