Filiz Altun ile Farklı Taraf
Filiz Altun

Filiz Altun ile Farklı Taraf Filiz Altun ile Farklı Taraf: GÖĞE YÜKSELDİK, YAĞMURDA BOĞULDUK

20 Ekim 2026 15:37
Filiz Altun ile Farklı Taraf: GÖĞE YÜKSELDİK, YAĞMURDA BOĞULDUK

 

Bir şehrin gerçek yüzü, açılış törenlerinde değil, ilk şiddetli yağmurda ortaya çıkar.

Gökdelenler yükselir, köprüler uzar, tüneller kıtaları birbirine bağlar. “Dünyanın en büyüğünü yapıyoruz” diye övündüğümüz dev projelerle gurur duyarız. Fakat yarım saatlik yağmurda caddeler göle dönüyor, alt geçitler doluyor, araçlar mahsur kalıyor ve insanlar canını kurtarmaya çalışıyorsa ortada ciddi bir çelişki var demektir.

Göğe kadar uzanan yapıları inşa eden akıl, yağmur suyunu sokaklardan uzaklaştırmayı neden hâlâ başaramıyor?

Paçamıza Bulaşan Çamur, Aklımıza Takılan Soru

Yurtdışına gittiğimde dikkatimi çeken şeylerden biri, yağmurlu havalarda sokakların ve kaldırımların durumuydu. Yağmurun ardından bile yürürken paçama çamur sıçramadığı, suyun doğru eğimle akıp gittiği yerler gördüm.

Bizde ise yağmurlu bir günde dışarı çıkmak bazen ayrı bir mücadeleye dönüşüyor. Bir yanda biriken çamurlu sular, diğer yanda bastığınız anda suyu üzerinize fışkırtan kaldırım taşları…

Bu tablo, yalnızca belediyecilik eksiklerini değil, şehir anlayışımızdaki öncelik sorununu da gösteriyor. Büyük ve görünür projelere kaynak ayrılırken yağmur suyu kanalları, drenaj sistemleri ve mevcut altyapının bakımı çoğu zaman geri planda kalıyor.

İklim Zirvelerinde Verilen Sözler, Sokaklarda Karşılığını Buluyor mu?

Her yıl iklim değişikliği, sürdürülebilir şehirler ve yeşil dönüşüm üzerine zirveler düzenleniyor. Raporlar hazırlanıyor, hedefler açıklanıyor, ortak bildiriler yayımlanıyor.

Ancak iklim değişikliği artık uzak bir gelecek meselesi değil. Şiddetli yağışlar, ani seller, kuraklıklar ve aşırı sıcaklar şehir hayatını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle zirvelerde verilen sözlerin gerçek karşılığı, insanların yaşadığı mahallelerde görülmeli.

Yağış rejimi değişirken eski altyapıyla yetiniliyor, betonlaşma sürüyor, yeşil alanlar azalıyor ve dere yatakları yapılaşmaya açılıyorsa, alınan kararların sahaya yansımadığını söylemek gerekir.

İklim değişikliğine uyum, yalnızca karbon salımını azaltmak değil; şehirleri aşırı yağışlara, sellere ve sıcak hava dalgalarına hazırlamaktır.

Vitrine Var, Temele Yok!

Gökdelenler yükseliyor, köprüler açılıyor, yollar uzuyor. Fotoğrafları çekiliyor, açılışları yapılıyor, başarı hikâyeleri anlatılıyor. Oysa yerin altındaki kanalizasyon boruları yenilendiğinde, yağmur suyu kanalları temizlendiğinde veya bir mahallenin drenaj sistemi güçlendirildiğinde bunu kimse görmüyor.

Şehir hayatını güvenli kılan yatırımlar gösterişli değildir. Fakat asıl ihtiyaç çoğu zaman buradadır.

Her boş alanı bina ve otoparkla doldurduğumuzda yağmur suyunun toprağa karışacağı yerleri azaltıyoruz. Su toprağa süzülemeyince yollara, alt geçitlere ve binaların bodrumlarına yöneliyor. Altyapı da bu yükü kaldıramadığında kısa süreli bir yağış bile ciddi zararlara yol açıyor.

Bu nedenle dere yataklarını korumak, yeşil ve geçirgen alanları artırmak, yağmur suyunu tutacak alanlar oluşturmak ve yapılaşmayı bilimsel verilere göre planlamak gerekiyor.

Felaket Kader Değil, Önlem Meselesidir

Her seli ve su baskınını tamamen önlemek mümkün olmayabilir. Ancak doğru planlama, düzenli bakım ve iklim risklerini dikkate alan yatırımlarla zararları büyük ölçüde azaltmak mümkündür.

Bir şehrin gelişmişliği yalnızca göğe uzanan binalarıyla ölçülmez. İnsanların yağmurda güvenle yürüyebilmesi, evlerinin ve iş yerlerinin su altında kalmaması da gelişmişliğin göstergesidir.

Çünkü bir şehrin makyajı gökdelenler olabilir; fakat karakteri, yağmur yağdığında ortaya çıkar.

Göğe yükselen binalarımızla gurur duyabiliriz. Ancak her yağmurda sokaklarımız göle dönüyor, vatandaşımız çamur içinde kalıyor ve can güvenliğinden endişe ediyorsa artık alkışlamadan önce hesap sormamız gerekiyor:

Biz gerçekten şehirlerimizi mi büyütüyoruz, yoksa yalnızca görüntülerini mi?

Artık vitrine oynamayı bırakıp temele inme zamanı gelmedi mi? Çünkü şehirleri büyüten yalnızca göğe yükselen binalar değil; yağmur yağdığında ayakta kalan altyapı ve güven içinde yaşayan insanlardır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
Deneme 2
Deneme 1
X