Ben Sana Vali Olamazsın Demedim Adam Olamazsın Dedim Ben Sana Vali Olamazsın Demedim Adam Olamazsın Dedim
Hayat bazen insanı öyle sınavlara sokar ki, eline kalem vermez. Soruları kâğıda yazmaz. Önüne şıklar koymaz.Sadece bekletir.
Ve insan, beklerken kendisini tanır.
Bugün gençlerin önünde sayısız sınav var. Okula girmek için sınav, işe girmek için sınav, bir meslek sahibi olmak için sınav… Yıllarca ders çalışıyor, gecelerini gündüzlerine katıyor, hayallerini bir sonuca bağlıyorlar.
Anne babalar da onların yanında sessizce bekliyor.
Bir çocuğun başarısı, çoğu zaman yalnızca çocuğun başarısı değildir. O başarının içinde annenin duası, babanın fedakârlığı, öğretmenin emeği ve yıllarca verilen mücadelenin izi vardır.
Fakat insanın canını asıl yakan, çalışıp da başaramamak değildir.
Çünkü insan emeğinin karşılığını alamasa bile yeniden ayağa kalkabilir.
Asıl yaralayan, hakkının yenildiğine inanmaktır.
Bir genç sınavdan düşük puan aldığında üzülür ama çalışmaya devam edebilir. Fakat “Ben ne yaparsam yapayım, birilerinin önüme geçmesini engelleyemem.” düşüncesine kapılırsa işte o zaman umut kırılır.
Liyakat dediğimiz şey tam da burada önem kazanıyor.
Bir işi en iyi yapacak kişinin, o işi yapabilmesi…
Hak edenin hakkını alması…
Çalışanın emeğinin görülmesi…
Kimsenin soyadı, makamı, çevresi veya tanıdıkları nedeniyle başkasının önüne geçirilmemesi…
Bunlar yalnızca güzel temenniler değildir.
Bir ülkenin geleceğini belirleyen temel değerlerdir.
Çünkü adalet duygusu zedelenen toplumlarda insanlar başarıya değil, bağlantılara güvenmeye başlar.
Çalışmak yerine tanıdık aramaya başlayan bir gençlik düşünün.
Emek vermek yerine “Kimden yardım isteyebilirim?” diye düşünen insanlar…
Böyle bir düzen, zamanla yalnızca bireyleri değil, toplumun tamamını yorar.
Oysa bir ülkenin en büyük sermayesi gençleridir.
Onlara söylememiz gereken şey çok açık olmalı:
“Çalışırsan karşılığını alırsın.”
Bu cümleyi çocuklarımızın yüzüne bakarak gönül rahatlığıyla söyleyebilmeliyiz.
Çünkü bir baba çocuğuna bunu söyleyemiyorsa, bir öğretmen öğrencisine bunu anlatırken tereddüt ediyorsa, burada yalnızca sınav sistemini değil, daha büyük bir meseleyi konuşmamız gerekir.
Mesele sınav değildir.
Mesele, adalete duyulan güvendir.
Bir toplumda insanlar birbirlerinin hakkını gözettiği müddetçe gelecekten korkmaya gerek yoktur.
Ama hak yiyen, emeği küçümseyen, liyakati yok sayan bir anlayış hâkim olursa en başarılı genç bile kendisini çaresiz hisseder.
O yüzden bugün hepimize düşen bir görev var:
Çocuklarımıza sadece başarılı olmayı değil, hakkaniyetli olmayı da öğretmek.Sadece kazanmayı değil, hak ederek kazanmayı anlatmak.Sadece yükselmeyi değil, başkasının hakkına basmadan yükselmeyi öğretmek.
Çünkü insanın gerçek başarısı, çıktığı makamla değil; oraya nasıl çıktığıyla ölçülür.
Hani şu anlatılan menkıbe var ya pek alakalı olmayabilir ama bel ki bu baba oğlunun hakkıyla Vali olmayacağını biliyordu.
Bir baba, davranışlarına kızdığı oğluna zamanında, "Senden adam olmaz!" diye sitem eder.
Yıllar geçer, çocuk büyür, okur ve vali olur. Makamın verdiği gururla babasının o sözünü unutmayan genç vali, görevlilerine emreder:
"Gidin, falan köydeki babamı bulup makamıma getirin!"
Adamcağızı vali konağına getirirler. Oğlu, koltuğuna gururla kurularak babasına bakar ve der ki:
"Bak baba! Sen bana 'Adam olamazsın' demiştin. Görüyorsun ya, ben vali oldum!"
Yaşlı baba, oğluna hüznünü ve bilgeliğini gizleyen sakin bir gülümsemeyle cevap verir:
"Ben sana 'Vali olamazsın' demedim ki oğlum, 'Adam olamazsın' dedim. Eğer adam olsaydın, ihtiyarlamış babanı ayağına getirtmez; kendin onun ayağına gidip elini öperdin."
Makam, ünvan ve başarı çalışarak elde edilebilir; ancak saygı, tevazu, hayırlı bir evlat olmak ve insani erdemler ünvanlarlar satın alınamaz.
Ve günün sonunda herkes kendi vicdanının karşısında tek başına sınava girer.
O sınavın ne telafisi vardır ne de torpili.
Sorular basittir:
Hak yedin mi?
Emeğe saygı duydun mu?
Hak edene hakkını verdin mi?
İşte insanın asıl imtihanı budur.
Ve bu sınavdan geçmek, hayattaki bütün sınavları kazanmaktan çok daha değerlidir.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Cihan Butak Köşe Yazısı: Vatan Gözlüm 21 Eylül 2026 Pazartesi
- Cihan Butak Köşe Yazısı: GDO'lu Kuşak 21 Eylül 2026 Pazartesi