Ankara Yenimahalle İlçesinde Güler Yüzsüz Bir Lezzet Durağı: Tarihi Tencere Köftecisi...
Ankara Yenimahalle İlçesinde Güler Yüzsüz Bir Lezzet Durağı: Tarihi Tencere Köftecisi...
$ Dolar 48,4953 %0,52
€ Euro 56,4221 %0,43
£ Sterlin 65,7085 %0,25
Altın 6.851,0418 %-3,84
Gümüş 103,8843 %-4,57

Türk siyasetinin unutulmaz liderlerinden, Millî Görüş hareketinin kurucusu, Türkiye Cumhuriyeti'nin 54. Hükümetinin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan; ilim, sanayi, ekonomi, siyaset ve devlet yönetimi alanlarında ortaya koyduğu fikirlerle Türkiye'nin yakın tarihine damga vurmuş önemli bir devlet adamı olarak hafızalardaki yerini koruyor.
29 Ekim 1926'da dünyaya gelen ve 27 Şubat 2011'de ebediyete irtihal eden Erbakan, doğumunun 100. yılında da bağımsız Türkiye, millî kalkınma, üretim ekonomisi, ahlak ve maneviyat anlayışıyla anılıyor.
Bazı insanlar vardır; yalnızca yaşadıkları dönemin değil, kendilerinden sonraki nesillerin de düşünce dünyasında derin izler bırakırlar. Hayatlarını belirli ideallere adayan, inandıkları değerlerden vazgeçmeyen ve bütün engellere rağmen mücadelelerini sürdüren bu şahsiyetler, milletlerin siyasi ve toplumsal hafızasında özel bir yer edinirler.
Prof. Dr. Necmettin Erbakan da Türk siyasi tarihinde böyle bir konuma sahip isimlerden biridir.
Bir mühendis olarak başladığı meslek hayatını akademisyenlik, sanayicilik, siyaset ve devlet yönetimiyle devam ettiren Erbakan, Türkiye'nin ekonomik ve teknolojik bakımdan kendi ayakları üzerinde durabilmesi gerektiğini savundu.
Onun siyaset anlayışında yalnızca iktidara gelmek değil, Türkiye'nin üretim gücünü artırmak, ekonomik bağımsızlığını güçlendirmek ve toplumsal değerleri korumak önemli bir yer tutuyordu.
Erbakan'ın siyasi fikirlerinin merkezinde, millî kaynakların değerlendirilmesi, ağır sanayinin geliştirilmesi, adaletli bir ekonomik düzen kurulması ve manevi değerlerin yaşatılması bulunuyordu.
29 Ekim 1926 tarihinde Sinop'ta dünyaya gelen Necmettin Erbakan, eğitim hayatındaki başarılarıyla genç yaşlardan itibaren dikkat çekti.
1943 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle tamamladı. Ardından İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesinde öğrenim gördü ve 1948 yılında mezun oldu.
Üniversitedeki başarılı çalışmaları dolayısıyla akademik hayata adım atan Erbakan, Almanya'daki Aachen Teknik Üniversitesinde bilimsel araştırmalar gerçekleştirdi ve doktora çalışmalarını tamamladı.
1954 yılında doçent, 1965 yılında profesör unvanını aldı.
Erbakan'ın akademik hayatındaki en önemli özelliklerden biri, teorik bilgiyi uygulamaya ve üretime dönüştürmeye verdiği önemdi.
Ona göre bir ülkenin gerçek anlamda kalkınabilmesi için yalnızca teknoloji tüketmesi yeterli değildi. Aynı zamanda teknoloji geliştirmesi, fabrikalar kurması, mühendisler yetiştirmesi ve kendi üretim kapasitesini güçlendirmesi gerekiyordu.

Necmettin Erbakan'ın mühendislik hayatındaki önemli girişimlerinden biri, 1956 yılında kuruluş çalışmalarına öncülük ettiği Gümüş Motor Fabrikası oldu.
Türkiye'de yerli motor üretimi amacıyla başlatılan bu girişim, ülkenin sanayileşme tarihinde dikkat çekici bir adım olarak kayıtlara geçti. 1960 yılında fabrikada dizel motorların seri üretimine geçildi.
Gümüş Motor, ilerleyen yıllarda Pancar Motor adıyla faaliyetlerini sürdürdü.
Erbakan'ın sanayi anlayışı, Türkiye'nin yalnızca yabancı ülkelerden makine satın alan bir ülke değil, kendi makinelerini üreten ve geliştiren güçlü bir sanayi ülkesi olması düşüncesine dayanıyordu.
Bu yaklaşım, daha sonraki siyasi hayatında savunduğu ağır sanayi hamlesinin de temelini oluşturdu.
Erbakan için fabrika, yalnızca üretim yapılan bir tesis değildi. Aynı zamanda istihdam, teknolojik gelişme, ekonomik bağımsızlık ve millî kalkınma anlamına geliyordu.

1969 yılında Konya'dan bağımsız milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisine giren Necmettin Erbakan, siyasette yeni bir hareketin temellerini attı.
1970 yılında Millî Nizam Partisinin kuruluşuna öncülük etti. Partinin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasının ardından 1972 yılında Millî Selamet Partisi kuruldu.
Bu siyasi hareket, zamanla Millî Görüş adıyla Türkiye'nin siyasal hayatında önemli bir yer edindi.
Erbakan, siyaseti yalnızca günlük meselelerin tartışıldığı bir alan olarak görmedi. Ekonomi, eğitim, sanayi, dış politika, toplumsal adalet ve manevi değerler arasında bütünlük kurmaya çalışan bir yaklaşım ortaya koydu.
"Önce Ahlak ve Maneviyat" anlayışı, Erbakan'ın siyasi düşüncesinin en çok bilinen ifadelerinden biri hâline geldi.
Ona göre maddi kalkınma ile manevi gelişme birbirinden ayrı düşünülmemeliydi.
Bilimsel ilerlemenin, ekonomik büyümenin ve teknolojik gelişmenin toplumun ahlaki değerleriyle birlikte ele alınması gerektiğini savundu.

Necmettin Erbakan'ın siyasi hayatındaki önemli dönemlerden biri de 1974 yılında kurulan Cumhuriyet Halk Partisi ve Millî Selamet Partisi koalisyon hükümetiydi.
Bülent Ecevit'in başbakanlığında kurulan hükümette Erbakan, Başbakan Yardımcısı olarak görev yaptı.
Bu dönemde gerçekleştirilen 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı, Türkiye'nin yakın tarihindeki önemli gelişmelerden biri oldu.
Erbakan, harekâtı güçlü biçimde destekleyen siyasi liderler arasında yer aldı. Harekâtın sonraki aşamaları konusunda ise koalisyon ortakları arasında görüş ayrılıkları yaşandı.
1970'li yıllarda farklı koalisyon hükümetlerinde de Başbakan Yardımcılığı görevini üstlenen Erbakan, ekonomi ve sanayi politikalarıyla ilgili çalışmalarını sürdürdü.
Necmettin Erbakan denildiğinde akla gelen en önemli projelerden biri de ağır sanayi hamlesidir.
Erbakan, Türkiye'nin ekonomik kalkınmasının üretimden geçtiğine inanıyordu.
Motor, makine, otomotiv, enerji ve çeşitli sanayi alanlarında yerli üretimin geliştirilmesini savunarak Türkiye'nin dışa bağımlılığının azaltılmasını hedefledi.
Bu anlayış doğrultusunda 1970'li yıllarda çeşitli sanayi yatırımları ve kuruluşlar gündeme geldi.
Ancak ağır sanayi hamlesi kapsamındaki hedeflerin tamamına ulaşılamadı. Ekonomik koşullar, siyasi istikrarsızlık ve uygulamadaki güçlükler, projelerin bir bölümünün istenilen sonuçları vermesini engelledi.
Buna rağmen Erbakan'ın yerli sanayi konusundaki yaklaşımı, Türkiye'de üretim ekonomisi ve teknolojik bağımsızlık üzerine yapılan tartışmalarda önemli bir referans noktası olmayı sürdürdü.
12 Eylül 1980 askerî müdahalesi, Türkiye'deki birçok siyasetçi gibi Necmettin Erbakan'ın siyasi hayatında da önemli bir dönüm noktası oldu.
Millî Selamet Partisinin faaliyetleri sona ererken Erbakan da siyasi yasaklarla karşı karşıya kaldı.
1987 yılında yapılan halk oylamasıyla siyasi yasakların kaldırılmasının ardından yeniden aktif siyasete döndü ve Refah Partisinin genel başkanı oldu.
Erbakan'ın liderliğindeki Refah Partisi, özellikle 1990'lı yıllarda Türkiye siyasetinde etkisini giderek artırdı.
1994 yerel seçimlerinde İstanbul ve Ankara başta olmak üzere önemli belediyelerin kazanılması, Millî Görüş hareketinin yerel yönetimlerde güçlenmesini sağladı.
1995 genel seçimlerinde ise Refah Partisi, oyların yaklaşık yüzde 21,4'ünü alarak seçimden birinci parti çıktı.
Bu sonuç, Necmettin Erbakan'ın başbakanlığa uzanan siyasi yolculuğunda tarihî bir dönemeç oldu.

28 Haziran 1996 tarihinde Doğru Yol Partisi ile kurulan koalisyon hükümetinde Necmettin Erbakan, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı oldu.
Refahyol Hükümeti olarak bilinen 54. Hükümet döneminde ekonomi, kamu maliyesi, dış politika ve sosyal politikalar konusunda çeşitli adımlar atıldı.
Erbakan, hükümet programında ekonomik kaynakların daha etkin değerlendirilmesini, gelir dağılımının iyileştirilmesini ve Türkiye'nin üretim kapasitesinin artırılmasını ön plana çıkardı.
Kamu çalışanları ve emeklilerin gelirleri, bütçe disiplini ve kamu kaynaklarının yönetimi gibi konular, hükümetin ekonomi politikasında önemli yer tuttu.
Erbakan'ın savunduğu "Adil Düzen" yaklaşımı ise ekonomik sistemin adalet, üretim ve paylaşım esasları çerçevesinde yeniden değerlendirilmesini öngörüyordu.
Bu modelin uygulanabilirliği ve ekonomik sonuçları konusunda farklı görüşler ortaya konulsa da Erbakan, ekonomik kalkınmayı toplumsal adaletle birlikte ele alan siyaset anlayışını ısrarla savundu.
Necmettin Erbakan'ın başbakanlığı dönemindeki en önemli uluslararası girişimlerden biri, Gelişen Sekiz Ülke Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'nın (D-8) kurulması oldu.
15 Haziran 1997 tarihinde İstanbul'da Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Endonezya, Malezya, Mısır ve Nijerya'nın katılımıyla D-8'in kuruluşu ilan edildi.
Erbakan'ın öncülük ettiği bu girişim; gelişmekte olan ülkeler arasında ekonomik iş birliğinin artırılmasını, ticaretin geliştirilmesini ve üye ülkelerin uluslararası ekonomide daha güçlü konuma gelmesini hedefliyordu.
Erbakan'a göre uluslararası ilişkilerde güçlü bir konum elde etmenin yollarından biri, ülkelerin kendi ekonomik imkânlarını geliştirerek birbirleriyle dayanışma içinde hareket etmesiydi.
D-8, Erbakan'ın başbakanlık döneminden sonra da faaliyetlerini sürdüren ve onun uluslararası alandaki siyasi mirasıyla özdeşleşen kuruluşlardan biri oldu.
Necmettin Erbakan'ın başbakanlık dönemi, Türkiye'nin siyasi tarihine 28 Şubat süreci olarak geçen gelişmelerle de anılmaktadır.
28 Şubat 1997 tarihinde yapılan Millî Güvenlik Kurulu toplantısının ardından askerî ve bürokratik çevrelerin siyasetteki etkisi, hükümet üzerindeki baskılar ve laiklik eksenindeki tartışmalar yoğunlaştı.
Erbakan'ın başbakanlığındaki hükümet, bu süreçte ciddi siyasi krizlerle karşılaştı.
28 Şubat, sonraki yıllarda Türkiye'nin demokratikleşme süreci, asker-siyaset ilişkileri, din ve vicdan özgürlüğü ile seçilmiş hükümetlerin yetkileri açısından geniş biçimde tartışıldı.
Necmettin Erbakan, 1997 yılının haziran ayında başbakanlıktan ayrıldı.
1998 yılında Refah Partisi Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı ve Erbakan hakkında beş yıllık siyasi yasak kararı verildi.
Bu gelişmeler, onun siyasi mücadelesini sona erdirmedi.
Yasakların ardından da fikirlerini ve siyasi çalışmalarını sürdürdü. İlerleyen yıllarda Saadet Partisinde genel başkanlık görevini üstlendi.
Necmettin Erbakan'ın Türk siyasetine etkisi yalnızca görev yaptığı hükümetlerle sınırlı kalmadı.
Yetişmesine katkı sağladığı siyasetçiler, oluşturduğu teşkilat geleneği ve savunduğu düşünceler, sonraki yıllarda Türkiye'nin siyasi hayatında etkili oldu.
Millî Görüş hareketi içinden yetişen çok sayıda siyasetçi, farklı siyasi partilerde önemli görevler üstlendi.
Erbakan'ın siyasi mirası, bugün de farklı değerlendirmelere konu olmaktadır.
Destekçileri onu yerli sanayiyi önceleyen, ekonomik bağımsızlığı savunan, manevi değerlere önem veren ve siyasi baskılara karşı mücadele eden bir lider olarak görmektedir.
Eleştirenler ise özellikle laiklik anlayışı, ekonomi politikalarının uygulanabilirliği ve dış politika tercihleri üzerinde durmaktadır.
Bütün bu farklı değerlendirmelere rağmen Erbakan'ın Türkiye'de siyasal düşünce, parti örgütlenmesi, sanayileşme ve ekonomik iş birliği konularında etkili bir isim olduğu tarihî bir gerçektir.
Necmettin Erbakan'ın düşünce dünyasında gençlerin eğitimi, bilimsel gelişme ve ahlaki değerler önemli bir yere sahipti.
Türkiye'nin geleceğinin yalnızca ekonomik imkânlarla değil, bilgili, çalışkan, üretken ve sorumluluk sahibi nesillerle şekilleneceğini savunuyordu.
Onun idealindeki gençlik; ülkesini seven, araştıran, sorgulayan, bilim ve teknolojiye önem veren, topluma karşı sorumluluklarını bilen bir gençlikti.
Bu nedenle eğitimi, bilimsel çalışmaları, mesleki gelişimi ve manevi değerleri birbirini tamamlayan unsurlar olarak değerlendiriyordu.
Erbakan'ın yetiştirmek istediği insan modeli, yalnızca kendi geleceğini düşünen değil, ülkesinin ve insanlığın geleceğine de katkı sağlamayı amaçlayan bir anlayış üzerine kuruluydu.

Türk siyasetinin önemli isimlerinden Prof. Dr. Necmettin Erbakan, 27 Şubat 2011 tarihinde Ankara'da 84 yaşında hayatını kaybetti.
Vefat haberi, başta Millî Görüş camiası olmak üzere Türkiye'nin farklı kesimlerinde büyük üzüntüyle karşılandı.
İstanbul Fatih Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Merkezefendi Mezarlığı'na defnedildi.
Cenaze törenine siyaset, devlet ve toplum hayatından çok sayıda isim ile Türkiye'nin farklı şehirlerinden gelen vatandaşlar katıldı.
Erbakan'ın vefatı, Türkiye'nin yakın siyasi tarihinde önemli bir dönemin kapanışı olarak değerlendirildi.
Ancak ortaya koyduğu düşünceler, kurduğu siyasi hareketler ve gündeme taşıdığı kalkınma projeleri, kendisinden sonra da tartışılmaya ve yaşatılmaya devam etti.
29 Ekim 1926 tarihinde dünyaya gelen Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın doğumunun üzerinden bugün tam 100 yıl geçti.
Bir asırlık zaman dilimi, onun Türk siyasi hayatında bıraktığı izlerin yeniden değerlendirilmesi açısından da önemli bir fırsat sunuyor.
Erbakan, hayatı boyunca Türkiye'nin güçlü, kalkınmış, kendi imkânlarını değerlendiren ve uluslararası alanda söz sahibi olan bir ülke olması gerektiğini savundu.
Bu hedef doğrultusunda mühendislikten akademisyenliğe, sanayicilikten siyasete uzanan farklı alanlarda çalışmalar yürüttü.
Zaman zaman siyasi yasaklarla, parti kapatmalarıyla ve büyük krizlerle karşı karşıya kalmasına rağmen savunduğu düşünceleri dile getirmeyi sürdürdü.
Onu sevenlerin hafızasında ise Erbakan yalnızca eski bir başbakan değil; aynı zamanda bir öğretmen, bir fikir adamı, bir mücadele insanı ve "Erbakan Hoca" olarak yer aldı.
Tarihte bazı isimler makamlarıyla, bazıları başarılarıyla, bazıları da ortaya koydukları düşüncelerle hatırlanır.
Prof. Dr. Necmettin Erbakan, bütün bu yönleriyle Türkiye'nin yakın tarihine iz bırakmış bir şahsiyettir.
Onun hayatını anlamak, yalnızca bir siyasi liderin biyografisini okumak değildir. Aynı zamanda Türkiye'nin sanayileşme çabalarını, demokrasi mücadelesini, siyasi dönüşümlerini ve ekonomik bağımsızlık arayışlarını da anlamaktır.
Erbakan'ın fikirlerinin tamamı üzerinde toplumsal bir uzlaşma bulunmasa da Türkiye'nin siyasi hafızasında kendine özgü, kalıcı bir yer edindiği inkâr edilemez.
O; mühendisliğiyle üretimi, akademisyenliğiyle bilimi, siyasetçiliğiyle mücadeleyi, devlet adamlığıyla Türkiye'nin geleceğine ilişkin hedeflerini temsil eden bir isim olarak tarihe geçti.
Ardında yalnızca siyasi bir geçmiş değil; eserleri, düşünceleri, yetiştirdiği kadrolar ve nesiller boyunca tartışılacak bir miras bıraktı.
Tarihin altın harflerle yazdığı isimlerden Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ı, doğumunun 100. yılında saygı ve rahmetle anıyoruz.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun.