Yalçın Sevim
Yalçın Sevim

Eğitimci Şair Yazar Yalçın Sevim Köşe Yazısı AYNADAKİ YABANCI VE MASKELERİN YORGUNLUĞU

11 Eylül 2026 14:33
AYNADAKİ YABANCI VE MASKELERİN YORGUNLUĞU

Bir tiyatro oyuncusu için sahne ışıkları söndüğünde, kulisteki o küçük makyaj aynasının karşısına geçip yüzündeki boyaları sildiği an en yalın, en gerçek andır. Alkışlar bitmiş, oynanan karakterin replikleri havada sönümlenmiş ve geriye sadece oyuncunun kendi çıplak gerçeği kalmıştır.
Oysa bizler, kulisi olmayan devasa bir sahnede, üzerimizdeki kostümleri ve yüzümüzdeki maskeleri hiç çıkarmadan yaşamaya alıştırıldık.
Sabah güne başlarken takındığımız güçlü maskesi, iş yerinde giyindiğimiz başarılı ve özgüvenli zırhı, sosyal çevremizde sergilediğimiz her daim neşeli ve uyumlu rolü... Gün içinde onlarca farklı kimliğe bürünüyor, başkalarının bizden beklediği rolleri kusursuzca oynamak için üstün bir çaba harcıyoruz. İsteriz ki hiç zayıflık göstermeyelim, hiç bocalamayalım, hiçbir konuda bilmiyorum ya da çaresizim demek zorunda kalmayalım.
Fakat her gün giyinip kuşandığımız bu yapay katmanlar, zamanla ruhumuza ağır gelmeye başlar.
En büyük yorgunluk, bedenimizin değil; taşımaktan usandığımız o maskelerin yarattığı zihinsel yüktür. Başkalarını memnun etmek, beklenti çıtalarını düşürmemek ve her şey yolunda imajını korumak için harcadığımız o muazzam enerji, en çok da kendi içimizdeki o çocuksu, kırılgan ve hakiki tarafa haksızlıktır. Çünkü sürekli güçlü görünmeye çalışan insan, zamanla kendi incinebilirliğini, yani insan olmanın o en samimi özünü kaybeder.
Gece olup da odamızın kapısını kapatıp kendimizle baş başa kaldığımızda, aynaya bakmaya korkar hale geliriz. Çünkü o aynadaki bakışlar, gün boyu sergilediğimiz o performansın yalanını yüzümüze vurur. Kendimize yabancılaşmanın en koyu hali, rolümüze o kadar kaptırmaktır ki, maskeyi çıkardığımızda altında nasıl bir yüz kaldığını unutmaktır.
Oysa iyileşmek, sahte bir mükemmelliği sürdürmek değil; kendi kusurlarımızla, kırgınlıklarımızla ve acemiliklerimizle el sıkışabilmektir.
Bugün iyi değilim diyebilmek, bir zayıflık değil; insanın kendi hakikatine duyduğu saygının bir ifadesidir. Bazen bükülmek, kırılmamak için en doğru duruştur. Mükemmel bir oyuncu olmak yerine, kusurlu ama gerçek bir insan olmayı göze aldığımızda, üstümüzdeki o ağır zırhlar dökülecek ve ruhumuz hak ettiği o ferah nefesi nihayet alacaktır.
YALÇIN SEVİM

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
Deneme 2
Deneme 1
X