"Kocaeli Halkı Temiz Bir Nefesi Hak Ediyor
Erkan Küçükemirler’den Kocaeli’nin Geleceği İçin Acil Eylem Çağrısı
$ Dolar 48,4953 %0,52
€ Euro 56,4221 %0,43
£ Sterlin 65,7085 %0,25
Altın 6.851,0418 %-3,84
Gümüş 103,8843 %-4,57
Saadet Partisi Gölcük İlçe Başkanı Mustafa Özsoy, yaptığı haftalık basın açıklamasında son günlerde kamuoyuna yansıyan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ile devlet otoyollarının özelleştirilmesine yönelik girişimlere sert tepki gösterdi.
Özsoy, milletin vergileriyle yapılan, bugün artık milletimize sürekli gelir sağlayan, kendi işletme giderlerini karşılamanın ötesinde devlet hazinesine önemli katkılar sunan bu stratejik eserlerin 30 yıllığına özel sektöre devredilmek istenmesinin ekonomik bir tercih değil, gelecek nesillerin hakkını bugünden tüketen yanlış bir anlayış olduğunu belirtti.
"Bu köprüler artık milletimize yük değil, kazanç kapısıdır. Devletin kasasına her yıl gelir sağlayan stratejik yatırımları elden çıkarmak; ekonomik akıl değil, günü kurtarma telaşıdır. Bugünkü yanlış ekonomi yönetiminin faturasını, önümüzdeki otuz yılın gelirlerini peşinen satarak kapatmaya çalışıyorlar. Bu, milletin geleceğini ipotek altına almaktır." diyen Özsoy, devletin asli görevinin kamuya ait gelir kaynaklarını korumak olduğunu ifade etti.
Cumhuriyet döneminde oluşturulan kamu varlıklarının yıllardır küçümsendiğini söyleyen Özsoy, "Yıllarca 'Bizden önce hiçbir şey yapılmadı.' diyerek Cumhuriyet'in seksen yıllık emeğini yok sayanlar, geride kalan yirmi yılda o seksen yıllık birikimi sata sata bitiremedi. Fabrikalar satıldı, limanlar satıldı, enerji tesisleri satıldı, şeker fabrikaları satıldı, kamu arazileri satıldı. Şimdi ise milletimizin ortak malı olan Fatih Sultan Mehmet ve 15 Temmuz Şehitler Köprüleri ile devlet otoyolları hedefe konulmuştur." ifadelerini kullandı.
Özsoy açıklamasında, Fatih Sultan Mehmet ve 15 Temmuz Şehitler Köprüleri'nin sadece iki ulaşım güzergâhı olmadığını, Türkiye'nin ekonomik ve stratejik değerleri arasında yer aldığını belirterek, "Devlet gelir getiren varlıklarını satmaz; işletir, geliştirir ve gelecek nesillere emanet eder. Bugün yapılmak istenen yalnızca bir özelleştirme değildir. Önümüzdeki otuz yıl boyunca bu köprülerden ve otoyollardan elde edilecek milyarlarca liralık kamu geliri bugünden birkaç yıllık ekonomik sıkışıklığı aşabilmek adına elden çıkarılmaktadır. Bu anlayış sürdürülebilir değildir." dedi.
Yap-İşlet-Devret modeliyle yapılan projelerin vatandaşın omzuna ağır yükler bindirdiğini hatırlatan Özsoy, "Milletimiz yıllardır garanti ödemelerinin yükünü taşımaktadır. Şimdi ise zaten milletin sahibi olduğu ve gelir elde ettiği köprülerin de benzer anlayışlarla özel sektörün kontrolüne bırakılması gündeme getirilmektedir. Bunun sonucunda vatandaşımızın daha pahalı geçiş ücretleriyle karşı karşıya kalması kaçınılmazdır. Milletin malı, milletin elinde kalmalıdır. Devlet yönetimi günü kurtarmanın değil, milletin geleceğini güvence altına almanın makamıdır." değerlendirmesinde bulundu.
KÖY OKULLARINI YENİDEN AÇIN; KÖYLERİMİZİ, TARIMI VE HAYVANCILIĞI YENİDEN AYAĞA KALDIRIN
Basın açıklamasının ikinci bölümünde kırsal kalkınmaya değinen Mustafa Özsoy, Türkiye'nin tarım ve hayvancılıkta yaşadığı gerilemenin temel sebeplerinden birinin köyleri üretim merkezi olmaktan çıkaran yanlış politikalar olduğunu söyledi.
Özsoy, "Bir köyü ayakta tutan üç temel kurum vardır; okul, cami ve sağlık ocağı. Siz bir köyün okulunu kapatırsanız, sağlık ocağını işlevsiz hâle getirirseniz, o köyün geleceğini de elinden almış olursunuz. Bugün ne yazık ki uygulanan politikalarla köylerimiz üretimin değil, terk edilmişliğin sembolü hâline gelmiştir." dedi.
Taşımalı eğitim uygulamasının yalnızca eğitim sistemini değil, köylerin sosyal yapısını da çökerttiğini belirten Özsoy, "Köy okullarının kapatılmasıyla birlikte çocuklarımız her gün kilometrelerce yol gitmek zorunda bırakılmış, aileler ise zaman içerisinde çocuklarının eğitimi için köylerini terk etmek mecburiyetinde kalmıştır. Bunun sonucunda köyler boşalmış, tarlalar ekilmez, ahırlar boş kalır hâle gelmiş, tarım ve hayvancılık büyük yara almıştır." ifadelerini kullandı.
Köy tüzel kişiliklerinin kaldırılarak mahalle statüsüne dönüştürülmesini de eleştiren Özsoy, "Köylerin tüzel kişiliğini ortadan kaldıran anlayış, sadece tabelaları değiştirmemiş; köylümüzün üretim şartlarını da ağırlaştırmıştır. Dün üretime teşvik edilmesi gereken çiftçimiz bugün elektrikten suya, imardan emlak yüklerine, çeşitli harç ve vergilere kadar birçok yeni mali külfetle karşı karşıya bırakılmıştır. Üreten insan desteklenmesi gerekirken cezalandırılmış, köyde kalmak zorlaştırılmış, üretimin üzerine yeni yükler bindirilmiştir. Bu anlayış tarımı güçlendirmemiş, aksine üreticiyi toprağından uzaklaştırmıştır." dedi.
Yanlış tarım politikalarının Türkiye'yi dışa bağımlı hâle getirdiğini belirten Özsoy, "Kendi çiftçisini desteklemeyen ülkeler, yabancı üreticiyi zengin eder. Bugün yaşadığımız yüksek gıda fiyatlarının temelinde de üreticisini küstüren bu yanlış politikalar vardır. Türkiye ithalatla değil, üretimle kalkınır. Bunun yolu da yeniden köyü, çiftçiyi ve üreticiyi merkeze alan politikalardan geçmektedir." ifadelerini kullandı.
Açıklamasını çağrıyla tamamlayan Özsoy, "Milletimizin ortak varlıklarını satan değil koruyan, üreticinin önüne engeller koyan değil destek veren, köyleri boşaltan değil yeniden yaşatan bir yönetim anlayışına ihtiyaç vardır. Köprüleri satmayın, köy okullarını yeniden açın. Geleceğimizi ipotek altına almayın, üretimin önünü açın. Türkiye'nin ihtiyacı rant ekonomisi değil, üretim ekonomisidir." dedi.